Paris’teki iklim konferansında, çevreyi kirletenlerin sera gazı salınımlarına karşılık para cezası vermesi kararı alınması yönündeki çağrılar artıyor. Birçok ekonomist bunu, küresel ısınmayı engellemenin pazar ekonomisine dost bir yöntemi olarak görüyor.

Amerikan Kongresi ise fikre, çok masraflı olması nedeniyle karşı çıkıyor. Ancak bazı eyaletler fikre ısınmaya başladı.

Çevre Savunma Fonu’ndan Derek Walker, fosil yakıtların rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerjilere göre fiyat avantajı olduğunu söylüyor.

Kömür ve petrol üreticilerinin yarattıkları kirliliğe karşılık bir bedel ödemediğini söyleyen Walker, bu şirketlerin bedel ödemesi durumunda yenilenebilir enerjinin rekabet gücünün artacağını belirtiyor.

Walker, karbondioksit salınımının fiyatlandırılmasının birkaç yolu olabileceğini ifade ediyor.

En çok rastlanan yöntem, yaratılan kirliliğe bir üst sınır oluşturup, her sene bu sınırın daha aşağıya çekilmesi.

Buna emisyon üst sınırı ve ticareti deniyor. Çevreyi kirletenler ürettikleri her tonluk karbondioksitin karşılığında izin satın alıyor ve salınımlarının azalması durumunda kullanmadıkları izinleri satabiliyor. Sistem, çevreyi kirletenlere salınımları azaltma yönünde mali teşvik sağlamış oluyor.

Avrupa böyle bir sisteme sahip. Çin benzer bir sistemi hazırlıyor. Amerika ise 2010 senesinde Kongre’nin kararıyla bu fikri reddetti.

Sistem karşıtları maliyetin ekonomiye büyük zarar vereceğini söylüyor. Muhafazakar kamu politikalarını savunan Rekabetçi Girişim Enstitüsü’nden Marlo Lewis, iklim değişikliğini etkileyecek kadar derin karbondioksit kesintilerinin korkunç ekonomik fedakarlıkları beraberinde getireceğini söylüyor. Lewis, bu durumda ilacın, hastalıktan beter olabileceği uyarısında bulunuyor.

Ancak emisyon üst sınırı ve ticareti ABD’nin birçok eyaletinde tekrar gündemde. Obama hükümetinin yeni denetim kararları eyaletlerin sera gazı salınımlarını azaltmalarını gerektiriyor, ancak bunu nasıl yapacakları konusunda yerel yönetimlere serbestlik tanıyor.

En uzun nefesli emisyon üst sınırı ve ticareti programı Bölgesel Sera Gazı Girişimi (RGGI), Amerika’nın doğu bölgelerindeki 9 enerji santralini kapsıyor.

Exelon firması, 19 eyalette fosil, nükleer ve yenilenebilir enerji üreten santrale sahip. Bunların bazıları RGGI kapsamında. Denetim işleri sorumlusu Kathleen Barron, şirketin RGGI’ı desteklediğini söylüyor.

Sistem, teknolojik yöntemlere karışmadan karbon çıktısını değerlendiriyor. Barron böylece şirketlerin amaca ulaşmak için en ucuz yöntemi kendilerinin belirlediğini söylüyor.

Programın yayınlanan son raporunda RGGI’a bağlı eyaletlerde sera gazı salınımlarının 2005-2013 arasında yüzde 40 düştüğü bildiriliyor. Bu bölgenin ekonomisi bu sürede yüzde 8 büyüdü. Walker, bu nedenle sistemi eleştirenlerin hatalı olduğunu söylüyor.

Muhaliflerin her defasında güçlü çevre denetimleri altında ekonomik büyüme yaşanamayacağını tekrarladığını söyleyen uzman, verilerin bu görüşü desteklemediğini belirtiyor.

California kendi emisyon üst sınırı ve ticareti programını 2012 senesinde başlattı. Walker, diğer bazı eyaletlerin de Obama hükümetinin iklim kurallarına uymak için kendi programlarını geliştirmeyi düşündüğünü söylüyor.

Uzman, doğrudan federal hükümetin kararlarıyla yaşamak istemeyen eyaletlerin bu sistemi uygulanabilir bir yöntem olarak gördüğünü belirtiyor.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın