Merve Erdil / Hürriyet

Biz kendi aramızda Rusya doğalgazını, Irak petrolünü tartışa dururken, aslında bir soluklanıp gözümüzü, kulağımıza Paris’e çevirmeliyiz. Neden mi? Çok basit, çünkü Fransa’nın başkenti Paris’te iki haftadır çetin müzakerelerle devam eden COP21 İklim Zirvesi, anlaşmayla sonuçlandı. Hedef 2 dereceden az bir sıcaklık artışı…

Paris’te gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nden (COP21) çıkan sonuca yalnızca çevre için belirlenmiş bir çerçeve gözüyle bakmak yanlış olur, çünkü uzmanlar ekonomiden, günlük yaşantımıza tüm hayatımızı etkileyeceğine dikkat çekiyor. 195 ülkenin onayladığı ortak metin kısmi bağlayıcılık taşıyor. Anlaşma, küresel ısınmayı 2 derecenin altına çekerek, 1.5 derece ile sınırlamayı öngörüyor. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerin alınacak tedbirlerden olumsuz etkilenmemesi için de 2020’ye kadar yıllık 100 milyar dolar kaynak ayırıyor. İki haftadır müzakereleri yakından takip eden Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, “Paris anlaşması tarihi. Dünya enerji sektörü için tarihi bir dönüm noktası olacak” yorumunu yapıyor.

100 MİLYAR DOLAR
COP21, tarihi bir küresel anlaşmayla sona erdi. 2020 yılında yürürlüğe girmesi beklenen anlaşma, tüm dünya ülkelerini iklim için yeniden bir araya getirmesi açısından oldukça önemli. Anlaşmanın ulaşımdan, inşaata, enerjiden, tarıma tüm sektörlerde uzun vadeli etkileri olacak. IEA Başkanı Fatih Birol, Paris Anlaşmasının dünya enerji sektörü için “tarihi bir dönüm noktası” olacağını söylüyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Bu anlaşmadan sonra dünyadaki yenilenebilir enerji ve diğer temiz enerji teknolojilerindeki artış çok büyük hız kazanacak. Yatırımların ciddi olarak özellikle güneş, rüzgar ve hidrolik santrallere döneceği kesinleşti. Ülkelerin emisyonlarını ne kadar düşüreceklerine yönelik taahhütleri beş yılda bir Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde gözden geçirilecek. Taahhütleri ile her yıl attıkları adımlar yakından izlenecek ve saydam bir şekilde tüm dünyaya açıklanacak. Buradaki en büyük sorun gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeleri bir araya getirmekti. Şöyle bir şekilde çözüldü: Gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji teknolojilerine yapacağı yatırımları desteklemek için her yıl 100 milyar dolar yardım yapılacak. O ülkelerin fosil yakıtlardan ziyade, yeni teknolojilere yatırım yapmalarını teşvik edecek.”

KAYBEDEN KÖMÜR
2 derecenin altının bir hedef olarak uluslararası bir anlaşmayla kararlaştırılmasının enerjideki yatırımlar için bir milat olduğunu dile getiren Birol, “Bundan sonra yatırımcılar yüksek karbonlu ve kirli teknolojilere yatırım yaparken, ‘Acaba zarar edecek miyim’ diye düşünmeye başlayacak. Paris’ten enerji yatırımcılarına çok güçlü bir sinyal geldi. Bu da, bundan sonra yakıtlar birbirleri ile kıyaslandığı zaman, çok önemli bir faktör olarak devreye girecek” diyor. Birol’a, anlaşmanın kazanan ve kaybedenlerini sorduğumuzda da, şu yanıtı veriyor: “Tüm temiz enerji teknolojileri kazandı. Kirliler kaybetti. Temelde üç kazanan, bir kaybeden var. Güneş, rüzgar ve enerji verimliliği kazandı. En önemli kaybeden ise düşük verimli kömür santralleri oldu. Onlar hemen hemen tüm dünyada çok büyük darbe yiyebilir. Kömür şu anda dünya elektrik üretiminde en fazla paya sahip kaynak. Bunun 4-5 yıl içinde düşeceğini düşünüyorum. Özellikle Çin’den başlamak üzere… Dünya kömürünün yarısını tüketen Çin, ABD ile birlikte iklim değişikliği müzakere sağlanmasında en yapıcı rollerden birisini oynadı.”

YENİLENEBİLİR ENERJİDE DÜĞMEYE BASILDI
Birol, yenilenebilir enerji daha fazla kullanılacağı için maliyetlerinde de ciddi bir düşüş olacağını söyleyerek, “Esasında bu anlaşmanın en önemli ifadelerinden biri de yenilenebilir enerjiyi ucuz enerji haline getirmek için düğmeye basılması. Yenilenebilir enerji ne kadar çok kullanılırsa, ne kadar çok güneş santrali ve rüzgâr türbini yapılırsa, maliyeti daha da düşecek. Enerji verimliliği konusunda da çok önemli değişimler olacak. Mecburi verimlilik kıstasları gelecek. Yepyeni bir enerji dünyasına yelken açıyoruz. Ancak bugünden yarına değişim olmayacak, belli bir süreç gerecek” diyor.

TÜRKİYE YOL AYRIMINDA
TÜRKİYE, dünyada en fazla karbondioksit salınımı olan ülkelerden biri değil ancak dünyadan bağımsız ayrı bir ada da değil. Dolayısıyla Paris anlaşması dünyadaki her ülke gibi Türkiye’yi de etkileyecek. Yenilenebilir enerjide maliyetlerin düşmesi ile Türkiye’de petrol, doğalgaz, kömür ve yenilenebilir denklemi yeni bir boyut kazanacak. WWF-Türkiye’nin uzmanlarla birlikte yaptığı analizlere göre, Türkiye’nin önümüzdeki 15 yıl içerisinde rüzgar ve güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerjiyi öne çıkaran bir enerji politikası izlemesinin maliyeti, kömüre dayalı mevcut politikalarla aynı. WWF-Türkiye Doğa Koruma Yönetmeni Mustafa Özgür Berke’ye göre Türkiye bir yol ayrımında. Berke, “Paris Anlaşması ışığında, Türkiye’nin kalkınma ve enerji politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Paris sonrası yeni dönemde özellikle kömür projelerine finansman bulmak giderek zorlaşacak. Türkiye’nin hem iklim değişikliğiyle mücadelede kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirmesi, hem de enerjide dışa bağımlığı azaltmak için yenilenebilir enerjiye dair hedeflerini yükseltmesi gerekiyor. Ulaşım, sanayi gibi karbon ayak izi yüksek sektörlerde düşük karbonlu tercihlere doğru dönüşümü başlatmamız gerekiyor” diyor.

MİLYARDERLERDEN ENERJİ KOALİSYONU
ZİRVEDE, Bill Gates ve Mark Zuckerberg’in de aralarında bulunduğu birçok yatırımcı milyarlarca dolarlık bir koalisyon kurduklarını ve kaynaklarını temiz enerji konusundaki teknolojik gelişmelere ayıracaklarını açıkladı. Fatih Birol, bunun çok ciddi bir oluşum olduğunu ve enerji sektöründeki inovasyonu hızlandıracağını söylüyor. Bu da bugün pahalı gibi gözüken elektrikli otomobiller veya enerji depolaması gibi bazı yeni teknolojilerdeki fiyatların aşağı düşmesine destek olacak. Mark Zuckerberg ve eşi Priscilla Chan’in “Breakthrough Energy Coalition” adlı bu koalisyondaki ortakları Bill Gates ile sınırlı değil. Amazon CEO’su Jeff Bezos ve Virgin’in kurucusu Sir Richard Branson organizasyonun diğer üyeleri arasında bulunuyor. Organizasyon, devletlerle birlikte çalışarak, sıfıra yakın karbon salınımı gerçekleştirme ve herkese temiz ve uygun fiyatlı enerji sunma konusunda potansiyel taşıyan yeni enerji şirketlerine yapılacak yatırımlara odaklanacak. Üzerinde uzlaşılan anlaşmanın, dünya çapında enerji politikalarının da gözden geçirilmesine neden olması beklenirken, bugün atmosfere zarar veren kirliliğin temizlenmesi için de büyük yatırımlar gerekiyor. Belirlenen hedefler, IEA’ya göre 2030’a kadar yenilenebilir ve verimlilik alanında 16.5 trilyon dolar yatırım yapılmasını gerektiriyor. Bunun sağlanması için de yenilenebilir enerji üretimine teşvikler verilmesi ve fosil yakıtlara verilen teşviklerin azaltılması gerekirken, ulaşımdan, inşaata tüm sektörlerde değişim yaşanması öngörülüyor.

FİNANSMAN TEMİZ ENERJİYE
KARBON Takip Girişimi’nden Anthony Hobley de “1.5 derecelik karbon bütçesi fosil yakıt çağının gerçekten bittiğini gösteriyor. Fosil yakıt şirketleri bu gerçeği kabul edip, artık hızlıca bir şekilde iş planlarını gözden geçirmeli. Yeni enerji teknolojileri son yıllarda çok ucuzladı. Paris’te yaratılan momentum yenilebilir enerjiye dönüşün giderek daha hızlı bir biçimde artacağını gösteriyor. Finansal pazarların temiz enerjiye dönüşümü kaynak sağlamak için harekete geçmesi gerekiyor” diyor.