Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğiyle geliştirilen Türkiye’nin ilk Milli Rüzgar Santrali (MİLRES)’in 500kW gücündeki prototip türbin kurulumunun yapıldığını Twitter üzerinden duyurdu.


milres222

Bakan Işık Twitter üzerinden yaptığı açıklamasında, “TÜBİTAK-Enerji Bakanlığı işbirliğiyle hedefimiz 2,5 MW üzeri türbinleri geliştirip ticarileştirerek Türkiye’de rekabetçi bir rüzgâr sanayinin kurulmasına öncülük etmek” ifadelerini kullandı.

milres333

milres111

Milres nedir ?

Milli Rüzgar Enerji Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi Milres Projesi, 110G010 proje kodu ile TÜBİTAK KAMAG tarafından desteklenen ve müşteri kurumu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olan bir Kamu ARGE projesidir.

milres444

Kapsam

Milres Projesinde 2.5 MW lık endüstriyel ölçekte elektrik üretimi yapan rüzgar türbinlerinin tamamen özgün ve yerli teknoloji ile geliştirilmesi ve prototipinin üretilmesi hedeflenmiştir. İlk etapta 500 kW’lık rüzgar türbinleri geliştirilecek, bu prototipler deneme amaçlı kullanılarak tasarım olgunlaştırıldıktan sonra 2.5 MW’lık türbin prototipi geliştirilecektir.

Amaç

Milres Projesi’nde 500 kW ve 2.5 MW güçlerinde, endüstriyel ölçekte elektrik üretimi yapan rüzgar türbinlerinin tamamen özgün ve yerli teknoloji ile geliştirilmesi ve prototipinin üretilmesi hedeflenmiştir.

Proje Ekibi

Projenin 1. asamasinda 9 degisik üniversite ve kurumdan 98 arastirmaci ve 23 lisansüstü ögrenci görev almaktadir. Sabanci Üniversitesi’nin Proje Yöneticiligini yaptigi MİLRES Projesi’nde Proje Yürütücüleri ise; TAI, İstanbul Ulaşım AŞ., TÜBİTAK MAM ve İstanbul Teknik Üniversitesi’dir.

Milres Projesi

Enerji ihtiyacında beklenen büyük artışın yanı sıra, özellikle tüketilen enerjinin hangi kaynaklardan karşılandığı da çok önemlidir. Bu durum tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji arzı güvenliği açısından yeni açılımları zorunlu hale getirmektedir. Fosil esaslı yakıt kaynaklarının sınırlı olması ve çevreye verdikleri zararlar da alternatif enerji kaynaklarını gündeme getirmekte; rüzgâr, jeotermal, güneş ve modern biyokütle enerjisi teknolojilerinin enerji üretiminde dünya pazarlarında artan oranda yer almasını tetiklemektedir

Rüzgar enerjisi, “Yatırımın Geri Ödeme Süresi” ölçütü ile değerlendirildiğinde, hidroelektrik enerji de dahil diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre avantajlı olarak öne çıkmaktadır. Yine diğer yenilenebilir enerji kaynakları ile kıyaslandığında, maliyet ve uygulama avantajları nedeniyle de rüzgâr enerjisinin kullanımı hızla yaygınlaşmakta; teknolojisi hızla gelişmektedir. Bu nedenle, rüzgar enerjisi sektörü 310 Milyar Dolar’lık pazar payı ve toplam 370 GW kurulu güç değeri ile (2014) dünya enerji piyasasının önemli bir oyuncusu konumuna gelmiştir.

Ülkemizin teorik rüzgâr enerjisi potansiyeli 83 GW mertebesindedir. Ayrıca, ülkemiz AB ülkeleri içerisinde İrlanda ve İngiltere’den sonra üçüncü büyük rüzgâr potansiyeline sahip olan ülke konumundadır. Küresel ölçekte de potansiyel bakımından ilk sıralarda yer almaktadır. Ancak mevcut durumda bu potansiyelini değerlendirilebilecek teknolojiye henüz sahip değildir.

Öte yandan, artan doğal gaz ve petrol fiyatları da rüzgâr enerjisi teknolojisinin büyük bir hızla gelişme göstermesini sağlamıştır. Hem dünyada hem de ülkemizde rüzgâr enerjisi santralleri için oluşan talep türbin üreticilerinin kapasitesinin aşacak şekilde hızla büyümektedir. Ülkemizde kurulan santrallerin hepsi dışa bağımlılığımızı artıran (1 MW başına 1 Milyon USD) ve ithal edilen teknolojiler ve sistemlerdir. Yerli lisanslı parça ve türbin üretimi başlamış olsa da, dünyada ve Avrupa’da hızla gelişen teknolojiye paralel olarak üretim ve teknoloji gelişimi görülmemektedir. Genellikle dünyada ve Avrupa’da terk edilmeye başlanmış küçük kapasiteli sistemler yapılmaktadır. 2023 yılı için elektrik üretiminde rüzgâr enerjisi payının 20 GW olması hedeflendiği de göz önüne alındığında; ülkemizin potansiyelini en verimli düzeyde kullanılmasını sağlaması yanında dışa bağımlılığı artırmayacak büyük sistemler kurulması ve buna uygun teknolojilerin geliştirilmesi için (500 kW ve 2,5 MW) bir an önce Ar-Ge ve yatırım desteği gerekmektedir.

Yapılan çalışmalar, yerli üretim girişiminin başlatılması için yerli pazarın belli bir büyüklükte olmasının yanı sıra; rüzgâr türbinleri için yeterli büyüklükte, kararlı yıllık talebin mevcudiyetinin önemli faktörler olduğunu göstermektedir. Ülkemizde mevcut rüzgâr potansiyeli değerlendirildiğinde yerli rüzgar teknolojisinin gelişimi için özellikle ürün geliştirme ve test altyapısının kurulumuna yönelik desteklere büyük ihtiyaç duyulduğu da görülmektedir. Rüzgâr enerjisi teknolojisinin ülkemizde gelişmesi, büyük oranda paranın yurt dışına çıkmasının önlenmesinin yanında; ciddi oranda istihdam oluşturulması ve yurt dışı pazarlara hızlı açılım sağlanması nedeniyle de büyük önem arz etmektedir.

2 Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın