IRENA Genel Direktörü Adnan Amin, Paris anlaşmasının dünya iklimi açısından önemine vurgu yaparak, yenilenebilir enerji kullanımının 2030 yılında iki katına çıkacağını duyurdu.

Cuma günü New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleştirilecek törenle imzaya açılacak Paris Anlaşması’nın önemini değerlendiren yetkililer, Columbia Üniversitesinde düzenlenen “İklim Değişikliği ve Paris Anlaşması Üzerine Küresel Sesler” adlı panelde bir araya geldi.

Panelde bir konuşma yapan Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Genel Direktörü Adnan Amin, Paris Anlaşması’nın, dünya genelinde karbon salınımlarını azaltma ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltma açısından, dünya için bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Amin, geçen senenin aralık ayında Fransa’nın ev sahipliğinde Paris’te yapılan COP 21 İklim Konferansı’nda kabul edilen ve Paris Anlaşması olarak anılan kararların, ülkeler arasında yıllarca süren görüşmelerin bir ürünü olduğunun altını çizdi ve şöyle dedi:

“Paris Anlaşması yeni bir paradigmanın başlangıcı. Anlaşmaya varan ülke sayısına baktığımızda bu kadar yüksek oranda taahhüt verildiğini çok uzun bir zamandır görmemiştik. Dünya genelinde karbon salınımlarının artışını önlemek için sınırlı bir zamanımız kaldı. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz”

Yaklaşık 170 ülkenin üye olduğu IRENA’nın, iklim değişikliği konusuna, diğer uluslararası enerji örgütlerine kıyasla, ayrı bir önem verdiğinin altını çizen Amin, 2014’te yenilenebilir enerji sektörünün dünya genelinde 1 trilyon dolarlık bir endüstri haline geldiğini kaydetti.

Amin, yenilenebilir enerji alanındaki teknoloji maliyetlerinin giderek azaldığına işaret ederek, bunun sektördeki yatırımı artıracağını ve yenilenebilir enerji kullanımının küresel enerji talebi içindeki payının 2030’da ikiye katlanmış olacağını öngördüğünü belirtti.

Birleşik Arap Emirlikler İklim Değişikliği ve Çevre Bakanı Dr. Thani Al Zeyoudi de Paris Anlaşması’nın ülkesi tarafından büyük bir başarı olarak görüldüğünü dile getirdi.

Zeyoudi, Birleşik Arap Emirlikler ekonomisinin yüksek oranda hidrokarbon üretimi ve ihracına bağlı olduğunu anımsatarak, ülke ekonomisini çeşitlendirme ve büyümede sürdürülebilirlik sağlamak için Paris Anlaşması’nın kendi ülkesi açısından da ayrı bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Hidrokarbon üretiminin Birleşik Arap Emirlikleri ekonomisine güçlü bir büyüme ivmesi kazandırdığını hatırlatan Al Zeyoudi, “Ancak, ekonomimizin küresel piyasadaki değişken ve düşük petrol fiyatlarına çok bağımlı olmasını istemiyoruz” dedi.

Petrol, doğalgaz ve kömür gibi hidrokarbon kaynakların dünyada sınırlı olduğuna dikkati çeken Zeyoudi, bunların çevre açısından da olumsuz olduğunu kaydetti ve Paris Anlaşması’nın küresel sıcaklık artışının 2 derecenin altında tutması hedefini de olumlu karşıladığını sözlerine ekledi.

Dünya genelinde fosil yakıtlarının kullanımının kısıtlanmasını ve sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefleyen Paris Anlaşması’nın 22 Nisan’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleştirilecek imza törenine, 160’a yakın ülkenin katılımı bekleniyor.

Böylece, Paris Anlaşması’nın, 1982’de 119 ülkenin imzaladığı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesini geçerek en geniş çaplı uluslararası hukuk sözleşmesi olması öngörülüyor.