2015 yılında AB, elektrik talebinin yüzde 4’ünü PV’den karşıladı. Koşullar sağlandığı takdirde güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki mevcut yüzde 1’lik payı 2030’da yüzde 10’a çıkabilir.

Güneş enerjisi sektörü halihazırda Uluslararası Enerji Ajansı’nın da belirttiği gibi küresel ölçekte en fazla yatırım yapılan yenilenebilir enerji alanı ve çok hızlı büyüyen bir sektör, ancak yatırım için gerekli koşullar sağlanması ve uygun politikaların istikrarlı bir şekilde hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor.

Türkiye’de ve dünyada, gelişmesi için gerekli koşullar sağlandığı takdirde güneş enerjisi sektörü iklim değişikliği ile mücadeleye önemli katkı sağlayabilir. Türkiye güneş enerjisi potansiyelini yeterince değerlendirebilirse; bir yandan enerji bağımsızlığını sağlarken, diğer bir yandan iklim mücadelesinin önemli aktörlerinden olabilir.

Türkiye güneş enerjisi hedeflerini yükseltmeli 

Türkiye, Paris İklim Anlaşması kapsamında sekteryaya sunduğu Ulusal Niyet Katkı Beyanı’nda belirtildiği üzere 2030 yılında 10 bin MW’luk kurulu güç hedefl iyor. Bugün itibari ile ülkemizde onaylamış mevcut projelerin gücü 3 bin MW’ı aşarken, 400 MW’lk kurulu güce ulaştık. GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Gani Bayraktar “Türkiye’nin güneş enerjisindeki potansiyeli, ülke ihtiyaçları ve enerji yatırımcılarının güneşe olan ilgisini göz önüne alınca bu hedef rahatlıkla çok daha yüksek olarak gerçekleşebilir” diyor. Türkiye’nin coğrafi konumu gereği güneş açısından çok önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Bayraktar, “Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinde güneş enerjisi çok önemli bir rol oynayacak. Güneş enerjisi hızlı, kolay erişilebilir, ısınmadan elektriğe kadar bir çok alanda kullanılabilir, yüksek istihdam yaratan bir sektör olarak hem düşük karbonlu gelişebilecek ekonomimize hem de enerji ihtiyacımıza katkı sağlayacak temiz ve yerli bir enerji kaynağı” diye ekliyor.

Güneş en ucuz enerji kaynaklarından 

Aralık ayında Paris’te gerçekleşen COP21 iklim görüşmeleri sırasında güneş enerjisi alanında dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşları birleşerek Küresel Güneş Enerjisi Konseyi’ni kurmuştu. Kuruluşu destekleyenler arasında GÜNDER’in de olduğu Konsey tarafından yapılan ilk açıklamada güneş enerjisinin hali hazırda en hızlı ve kolay erişilebilir enerji kaynaklarından biri olduğu ve teknoloji fiyatlarının hızla gerilemeye devam ettiği ifade edilmişti. Uluslararası Enerji Ajansı ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı 2015 yılı istatistiklerine göre, 2015 yılında güneş kapasitesi 50 GW (%29) artarken, maliyetler ise 2010 yılına göre yaklaşık yüzde 80 düşmüş durumda. 2015’te AB, elektrik talebinin yüzde 4’ünü PV’den karşıladı. Koşullar sağlandığı takdirde güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki mevcut yüzde 1’lik payı 2030’da yüzde 10’a çıkabilir.

Günder’den öneriler

Günder’in 2015 yılında yaptığı araştırmalar Türkiye’nin var olan potansiyelini harekete geçirmesi için gerekli olan politika önerilerini ortaya koyuyor. Öne çıkan öneriler şöyle: X 2023 yılına kadar en az 20,000 MW yeni lisans kapasitesi ihdas edilmeli, bununla ilgili başvuru bölgeleri ve şartları acilen açıklanmalı.

► Karapınar, Karaman, Niğde ve Van gibi güneş enerjisi ihtisas yatırım alanları ile ilgili mevzuat ve altyapı eksiklikleri tamamlanmalı.

► Özellikle ihtisas bölgeleri ile ilgili lisans başvuru şartları şeff af ve adil olmalı, önlisans başvuru yönetmeliği ölçüm şartı gibi gereksiz bürokrasiden arındırılarak yeniden oluşturulmalı. X Yerli ürün kullanımına yönelik teşvikler gözden geçirilmeli ve bu katkıların alınma süreçleri basitleştirilmeli.

►“Güneş kentleri” konseptiyle, belediyelere hibe destekleri verilerek, tüketimlerini bu kaynaktan karşılamaları sağlanmalı.

►Binaların ve şehirlerin tasarımında güneşten yararlanma öncelikli olmalı, binaların güneşle enerji verimli renovasyonu ve bütünleşik güneş enerjisi sistemleri kullanımı ilgili mevzuatlar çerçevesinde güvence altına alınmalı.

► Ulusal enerji tüketiminin en az üçte birini oluşturan ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarının giderilmesinde öncelikli olarak güneş ısıl teknolojilerinden yararlanılmasına ve bu sayede kademeli olarak doğal gaz tüketiminin azaltılmasına yönelik bir eylem planı oluşturulmalı.
► Mevcut çatılar güneşten hem elektrik hem de ısı üretimi açısından azami fayda sağlayacak şekilde ülkemiz düşük karbon hızlı büyüme sürecine ivedi dahil edilmeli.

► TÜBİTAK bünyesinde yeni bir çağrı oluşturularak, güneş teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik 5 yıllık bir program başlatılmalı, bu alandaki yerli üreticilerin bu programda yer alması sağlanmalı.