Son yirmi beş yıllık dönemde hızlı bir büyüme kaydeden ve ekonomisinin ana enerji kaynağı kömür olan Çin’in son yılarda kömürü ana enerji kaynağı olarak kullanma stratejisi değişmeye başladı.

Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Yrd. Doç. Cem Okan Tuncel’in Enerji Günlüğü’nde yer alan analizinde, kömüre dayalı ekonomiden yeni enerji kaynaklarına dayalı bir ekonomiye geçiş stratejisi Çin’de yeni enerji teknolojileri konusunda araştırma faaliyetlerini hızlandırdı.

Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü’ne göre, küresel ölçekte kömür tüketimi 2013 yılında pik noktasına ulaştı ve bu tarihten sonra gerçekleşen tüketim gerilemesi eğiliminin arkasındaki ana faktör Çin’in kömür kullanımındaki azalmadan kaynaklanıyor.

Bu gelişme 2015 yılı Aralık ayında toplanan Paris İklim Zirvesi sonrasında küresel iklim değişimi ile mücadele stratejisinin sürdürülmesi açısından büyük bir önem arz ediyor.

200’e yakın ülkeden liderlerin, siyasilerin, bürokratların, sivil toplum temsilcileri ile özel sektör liderlerinin katıldığı Paris İklim Zirvesi, iklim değişikliği ile mücadele konusunda tüm dünyanın beraber harekete geçeceği bir anlaşma metni ile sonuçlandı.

Anlaşma küresel ısınmayı 2C’nin çok altında mümkünse 1.5 derecede sınırlandırmayı hedefliyor. Eylül ayının başında Çin’in Hangzhou kentinde gerçekleşen G20 zirvesi öncesinde Çin, Paris İklim Anlaşması’nı imzaladığını duyurarak sürdürülebilir bir ekonomik gelişmenin sağlanması konusundaki hassasiyetini gösterdi.

Çin 2013 yılında 4.2 milyar ton kömür tüketti. Bir yıl sonra tüketimi % 2,9 düzeyinde düşerken, 2015 yılında tüketimde yaşanan düşme % 3,6 oldu. Çin kömür tüketiminde pik düzeye tahminlerden önce ulaşarak tüketimini azaltmaya başlaması küresel iklim değişimine karşı mücadelede yeni bir dönemin başladığının göstergesi olarak kabul ediliyor. Örneğin Londra Ekonomi Okulu’ndan çevre ekonomisti Nicholas Stern, Çin’in kömür tüketiminin azalmaya başlamasını ilkim değişimi ile mücadele konusunda çok önemli bir aşama olarak tanımladı. Çin’in kömür altyapısı konusunda yaptığı yatırımlar da azalmaya başladı. Diğer taraftan kömüre dayalı ekonomiden yeni enerji kaynaklarına dayalı bir ekonomiye geçiş stratejisi Çin’de yeni enerji teknolojileri konusunda araştırma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Çin Yenilenebilir Enerji Kurumu’nun verilerine göre; Çin’de 2016 yılının ilk yarısında güneş enerjisi üretimi % 28 oranında artış kaydederken, rüzgar ve hidro enerji üretimi de %13 oranında artış gösterdi. Yeni enerji konusunda yatırım ile araştırma geliştirme faaliyetlerinde artış Çin’in G20 zirvesinde ortaya koyduğu kürsel sürdürülebilir gelişme stratejisi açısından son derece önemli.

Bugün insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri iklim değişimi ve buna bağlı küresel ısınma.

Bu yılki G20 zirvesinin açılışında konuşan Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in iklim değişimi konusunda küresel sorumluluğuna işaret ederek Çin’in gelecek beş yıllık dönemde su kullanımında yüzde 23,enerji tüketiminde %15 ve CO2 emisyonunda yüzde 18 düzeyinde azaltımı hedeflediğini belirtti. Bu hedef doğrultusunda Çin küresel yönetişimde daha etkin bir rol üslenerek küresel ısınma tehdidinin ortadan kaldırılması konusunda ekonomisinde önemli bir dönüşüm gerçekleştiriyor.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın