akis

ABD’nin 45. Başkanı seçilen Donald Trump, Fas’ta başlayan iklim görüşmelerine de damgasını vurdu. Henüz mart ayında Washington Post’a yaptığı açıklamalarda, “iklim değişikliği üzerindeki insan etkisine inanmıyorum” ifadelerini kullanan Trump, başkan adayı olmadan önce ise iklim değişikliğinin Çinliler tarafından uydurulduğunu belirtmiş ve “durması gereken bir saçmalık” demişti.

Fas’ın Marakeş kentinde devam eden küresel iklim görüşmelerine, ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesi damga vurdu. ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump, daha önce yaptığı açıklamalarda iklim değişikliğinin bir “aldatmaca” olduğunu söylemiş, seçilmesi durumunda, uzun ve zahmetli bir müzakere süreci sonrasında onaylanan ve 4 Kasım 2016’da resmen yürürlüğe giren Paris Anlaşması’nı tanımamayı vaat etmişti. ABD’yi anlaşmaya taraf olmaktan çekeceğini ifade eden Trump, insan kaynaklı iklim değişikliğine “inanmadığını” daha önce defalarca dile getirdi.

Trump’ın seçilmesi ile ABD’nin bundan sonra atacağı adımlar belirsizlik kazanırken, Marakeş’te de bu konuda yapılan açıklamalar dikkat çekti. Paris’teki müzakerelerde önemli rol oynamış olan Fransa Çevre Bakanı Segolene Royale, Trump’ın Paris Anlaşması’nı durduramayacağını savunarak, “Bu anlaşmayı zayıflatmaya yönelik her girişime karşı son derece gözü açık ve duyarlı olmalıyız” yorumunu yaptı.

Trump, daha önceki konuşmalarında anlaşmanın “ABD ekonomisini olumsuz etkileyeceği” ve “yabancı bürokratların ABD’lilerin ne kadar enerji kullandığını kontrol etmesine izin vermeyeceğini” söylemiş ve seçilirse, iklim anlaşmasını iptal edeceği vaadinde bulunmuştu. Ancak anlaşmanın artık hazır durumda ve ülkeler açısından bağlayıcı olması, ABD’yi anlaşmadan çıkarmanın çok da kolay olmayacağını gösteriyor. Segolene Royal de, “Paris anlaşması üç yıllık süreçte anlaşmadan çıkmayı yasaklıyor. Anlaşmadan çıkmadan bir yıl önce bunun bildirilmesi gerekiyor, böylece süre dört yıla çıkıyor” diye açıklamıştı. 350.org Yöneticisi May Boeve, Fas’ta yaptığı açıklamada, “Altyapıdan, dış yardıma, bir sonraki Başkanın alacağı tüm kararlar, cesur iklim eylemleri merceğinden geçmeli. İklim değişikliğinin gerçek olduğunu kabul etmek yeterli değil, fosil yakıtlardan, yüzde 100 enerjiye geçişi hızlandıracak bir Başkana ihtiyacımız var” yorumunu yaptı. Ancak Trump’ın yenilenebilir enerjiye de çok sıcak bakmadığı biliniyor. Daha önce tüm temiz enerji araştırma ve geliştirmesine yapılan federal harcamaları bitireceğini söylemişti. Bu, rüzgar ve güneş enerjisi, nükleer enerji ile elektrikli araçlara yapılan harcamaları da kapsıyor. ABD’lilere göre Kongre’de de Cumhuriyetçilerin hakimiyetiyle, Trump bunu yapabilecek durumda.

ABD’nin ‘enerji bağımsızlığının’ kaya petrolü üretimine bağlı olduğunu savunan Trump, aksi halde Ortadoğu petrolüne ihtiyaç duyulacağını savunuyor. Trump, geçtiğimiz kasım ayında da mevcut ABD Başkanı Barack Obama tarafından rafa kaldırılan Keystone XL adlı boru hattı projesini hayata geçireceğini vaat etmişti. Proje, Kanada’da çıkarılan kaya petrolünün ABD’ye taşınması için büyük bir boru hattının inşasını içeriyordu. S&P Global tarafından hazırlanan bir rapor, Trump’ın seçim vaatlerinden yola çıkarak, bundan sonra ABD’deki enerji düzenlemeleri ve politikalarında fosil yakıtların odak noktası olacağını ortaya koyuyor. Raporda, “Trump enerji planları hakkında çok somut bilgiler paylaşmamış olsa da, kampanyası boyunca söylemleri fosil yakıt üretimini büyütmeye ve sektör üzerindeki regülasyonu hafifletmeye yönelik adımlar atacağı ve Obama’nın temiz hava politikalarını aşağı çekeceğini gösteriyor” deniliyor. Trump döneminde kömür üretiminin de artması sürpriz olmayacak gibi. Trump, tüm federal arazi ve suları fosil yakıt üretimine açacağını söylemiş, Demokratların Başkan adayı Hillary Clinton ise kamu arazilerinde petrol arama ve gaz üretimi projelerine daha sıkı limitler getirilmesini savunmuştu.

Yine de enerji uzmanlarına göre, herhangi bir Başkan ne savunursa savunsun, etkisi kısıtlı kalabiliyor. Buna bir örnek olarak, eski Başkan Bush’un petrol sektörüne dost olmasına karşılık, başkan olduğu 8 yıl boyunca petrol üretiminin düşmesi; Başkan Obama’nın ise sektöre daha sıkı regülasyon getirmesine rağmen yedi yıl boyunca petrol ve gaz üretiminin artması, yalnızca bu yıl düşmesi gösteriliyor. Uzmanlara göre, Başkan Trump da kesinlikle fosil yakıt sektörüne Obama yönetiminden daha dostane yaklaşacak. Ancak yine de petrol ve gaz fiyatı gibi etkenler, yeni boru hattı projeleri ve sektörlerin gidişatında daha etkili olacak.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın