Dünya çapında temiz enerji ve elektrikli arabalara yönelik araştırma ve geliştirme projeleri devam ederken, bu alandaki potansiyel gelişmelere yönelik tahminler de dikkat çekiyor.

Morgan Stanley’in raporuna göre, bugün tüm araçlar arasında yüzde 1 payı olan elektrikli araçların payı 2020 yılına kadar yüzde 10-15 arasına çıkacak. Elektrikli araçların hızla yükselmesinde pil teknolojilerinin geliştirilmesi de önemli rol oynayacak.

Londra’daki Imperial College’a bağlı Grantham Institute ve Karbon İzleme İnisiyatifi (Carbon Tracker Initiative-CTI) tarafından hazırlanan yeni bir rapor göre ise fosil yakıtların desteklenmesi görüşüne meydan okuyor ve elektrikli araçlar ile güneş enerjisi maliyetlerindeki düşüşün küresel petrol ve kömür talebini durdurabileceğini öne sürüyor. Raporun içeriğine dair detaylar ise şu şekilde: Düşük karbonlu teknolojiler fosil yakıtların büyümesine son verebilir. Elektrikli otomobil ve güneş enerjisi büyümeye devam ettikçe 2020 sonrasında petrol ve kömür büyümesi duracak.

Raporda yapılan senaryo analizi, büyük enerji şirketlerini baz senaryo (Business As Usual-BAU) yaklaşımında düşük-karbon alanındaki gelişmeleri ciddi biçimde hafife aldıkları ve fosil yakıt varlıklarının düşük karbona geçişin hızlanmasıyla birlikte atıl konuma düşeceğini konusunda uyarıyor. Sadece elektrikli otomobiller (EV) 2025 itibarıyla (2014-2015 ‘te petrol fiyatlarının çökmesine neden olan miktar olan) günlük 2 milyon varil üretimi atıl durumda kalabilir yol açabilir. Bu senaryo, sektörün sürekli artan petrol talebi beklentisinin tam aksine, 2040 itibarıyla günlük 16 milyon varil ve 2050 itibarıyla günlük 25 milyon varil miktarında petrol talebinin atıl durumda kalacağını öngörüyor. Carbon Tracker’dan Uzman Araştırmacı Luke Sussams, “Elektrikli otomobiller ve güneş enerjisi fosil yakıt endüstrisinin devamlı olarak hafife aldığı dönüştürücüler. Bundan sonra geliştirilecek teknolojiler sayesinde senaryolarımız beş yıl sonra tutucu bile kalabilir ve bu durumda da şirketlerin yanlış okuduğu talep daha da büyüyebilir” diyor. Enerji ve kara ulaşımı sektörleri fosil yakıt tüketiminin hemen hemen yarısını oluşturuyor, bundan dolayı da güneş fotovoltaik (PV) ve elektrikli otomobillerdeki büyümenin talep üzerinde çok büyük etkisi olabiliyor.

Diğer yandan küresel enerji ve teknoloji devi GE de elektrikli araçlar açısından önemli bir projeye yatırım yapıyor. Ford ile birlikte ortak bu proje sayesinde, elektrikli araçların rekabetçiliğini engelleyen zorluklar aşılmış olacak. Proje ile piller daha küçük, daha ucuz ve daha verimli hale gelecek. Michigan Üniversitesi ve Amphenol Advanced Sensors’un da ortaklığı ile yapılan proje, elektrikli araçlarda pillerin sensörler sayesinde hava şartları, yol durumu gibi faktörleri algılayarak, daha verimli çalışmasına imkân tanıyor. Proje ekibi ilk olarak Ford’un 76 hücrelik pil setiyle araştırmaya başladı. Ve optimize edilen bir pilin 16 hücreyi eksiltebileceği görüldü. Bu da yüzde 20’lik bir küçülme anlamına geliyor. Yani daha küçük bir pilden aynı güç alınmış olunuyor. Diğer yandan bir pilin ömrünü soğuk hava gibi faktörler etkileyebiliyor. Ancak araştırmalar şunu da ortaya koyuyor: Daha çok bilginin girilebildiği gelişmiş kontrol sistemleri pilin daha hızlı ısınmasına ve soğuk hava gibi koşullarda performansının artmasına katkı sağlayabiliyor. Bu ve benzer projeler sayesinde gelecekte elektrikli arabaların ve pil teknolojilerinin etki alanının artması bekleniyor.