Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol, güneş ve rüzgârda yerli teknolojinin gelişmesini sağlayacak YEKA süreci ile Türkiye’nin yenilenebilir enerji teknolojilerini bölgesine ihraç eden bir ülke olabileceğine dikkat çekti.

Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol, ülkemizde güneş enerjisi kullanımının hızlı bir biçimde arttırılmasıyla ilgili önemli destekler içeren YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) sürecinin başka bir fırsat daha barındırdığını belirterek, “Türkiye, elindeki kozları iyi kullanabilirse sadece yenilenebilir enerjiden faydalanma değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji teknoloji merkezi olma konusunda, özellikle Orta Doğu ve Afrika’ya çok önemli bir yatırımcı olarak da gündeme gelebilir. Böyle bir olanak var” yorumunu yaptı.

Atlantik Konseyi toplantısı sırasında sorularımızı yanıtlayan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Direktörü Fatih Birol, hem Türkiye, hem dünya enerji piyasalarına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin enerjide son dönemdeki yerlileşme stratejisinde önemli rol oynayan YEKA süreci hakkında Birol, sadece yenilenebilir enerjinin kullanımının artması bakımından değil, aynı zamanda bölgeye ekipman ihracatı konusunda da fırsat yaratabileceğini söyledi. Dünyada hemen hemen herkesin yenilenebilir enerjide ciddi bir atılım yaptığına dikkat çeken Birol, “Ancak atılımın çok zayıf olduğu bir yer var; o da bizim çevremizdeki bölge, özellikle Orta Doğu. Halbuki Orta Doğu ve Afrika aslında en fazla güneşin olduğu bölgeler. Türkiye, elindeki kozları iyi kullanabilirse sadece yenilenebilir enerjiden faydalanmak değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji teknoloji merkezi olma konusunda, özellikle Orta Doğu ve Afrika’ya çok önemli bir yatırımcı olarak da gündeme gelebilir. Böyle bir olanak var. Şu anda Afrika’ya baktığımız zaman 650 milyon kişinin elektriği yok. Orta Doğu’ya baktığımızda ise güneşin payı toplam enerji içinde yüzde 1’den daha az. Yenilenebilir enerji açısından baktığımız zaman çok bakir bir bölge bizim komşularımız. Türkiye’nin o bakımdan böyle bir rol oynama şansı var. Orta Doğu’da ayrıca Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de yenilenebilir enerji hedefleri açıkladı. Bu da Türkiye için bir fırsat ve YEKA’lar bize bu imkânı verebilir” dedi.

Enerjinin dönüşümünün hız kazandığını, güneş enerjisinin gelişmesi, rüzgârın sisteme dâhil olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetlerinin düşmesi gibi birçok dönüşüme şahit olduklarını dile getiren Birol, “Türkiye’nin enerji alanındaki stratejilerine bakacak olursak, sizin değerlendirmeniz nasıl olur?” şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı: “Dünyada enerjinin durumuna bakarsak çok önemli iki sorunla karşı karşıyayız. Bir tanesi, dünyadaki jeopolitik gelişmelere baktığınızda enerjiyle jeopolitikanın daha da iç içe geçeceğini görüyoruz. Bu bakımdan enerji arz güvenliği son derece önemli. İkincisi de enerjinin çevreye olan etkisi çok önemli. Onun için yapılacak politikalar, atılacak adımlar bu iki hedefi bir araya getirecek şekilde olmalı. Bu anlamda Türkiye’nin attığı bazı adımları çok olumlu buluyorum. Birincisi, Türkiye doğalgaz arz güvenliğini arttırmak için sadece Rusya değil, diğer başka ülkelerden de gaz alabilmek için yüzer LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) tesislerini harekete geçirmeye başladı. Ve bu öyle bir zamanda geldi ki, önümüzdeki 4-5 yılda dünyada ciddi bir LNG fazlalığı olacak. Ve bu fırsattan Türkiye’nin faydalanmasını sağlayacak. Ayrıca günün birinde bir kesinti veya başka bir sorun olması riskine karşı doğalgaz depolama tesisleri kuruldu. Üçüncüsü enerji ithalatını azaltmak için yerli üretime ağırlık verildi. Bunların başında da yenilenebilir enerji geliyor. Ben Türkiye’nin jeopolitik olarak enerji açısından baktığımız zaman çok önemli bir konumda olduğunu düşünüyorum. Bu da Türkiye’ye hem enerjide, hem ekonomide, hem dış politikada önemli kozlar verebilir.”

Yenilenebilir enerjinin Türkiye’ye iki türlü yararı olduğunu dile getiren Fatih Birol, “Birincisi hem ithalatı azalttığı için enerji güvenliğine olumlu katkı yapıyor. İkincisi, enerjide diğer bir önemli hedef olan çevre dostu enerjiyi sağlıyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerjide gaza basması biraz geç oldu. Ama şu anda atılan adımlar ciddi. Bu da yine güzel bir zamanda yapılıyor çünkü dünyadaki güneş maliyetlerinde son beş yıl içerisinde yüzde 80’lik bir düşüş yaşandı. Rüzgâr maliyetlerindeyse üçte bir oranında düşüş var. Bunlar Türkiye’nin bu konuda atacağı adımları da güçlendirecektir” dedi.