akis

Katar’a uygulanan diplomatik ablukanın etkisi yayılarak artıyor.

Ülkeye yöneltilen suçlamalara bakıldığında, aslında ablukanın arkasında farklı gerekçeler olduğu çok açık bir şekilde görülüyor. En önemli neden ise, Katar’ın başta sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olmak üzere, doğalgaz alanında yükseldiği konum.

LNG deyip geçmemek lazım. Çünkü sıvılaştırılmış doğalgaz, boru hatlarından çok daha esnek bir ticaret imkânı sağlıyor. Her ülkeye ya da coğrafyaya boru hatları aracılığıyla doğalgaz taşınamayabilir fakat LNG gemiler aracılığıyla dünyanın birçok ülkesine kolaylıkla ulaştırılabilir.

LNG’yi dünyaya taşıyan ülkelere ihracat alanında abluka koyarak bu alanda etkili olacak ülkeleri engellemek isteyen Körfez ülkeleri ve bunları yönlendiren ülkeler biliyorlar ki, bugün bu alanda en güçlü ülke Katar. Katar’ın bu gücünün ekonomisine ne derece güç kattığı da ortada.

Katar, son dönemde özellikle LNG potansiyelini ekonomik gelire dönüştürmede çok başarılı oldu. Hali hazırda yüksek kişi başı gelire de sahip. Uluslararası arenada enerji işbirlikleriyle de milli gelirini arttırma potansiyelini oldukça yükseltti. Yalnızca ekonomik bir güç değil bahsettiğimiz, enerjinin sağladığı ekonomik güç siyasi güç anlamına da geliyor aynı zamanda.

Çünkü Katar, LNG ihracatında yüzde 72 ile hem açık ara ile dünyada en büyük pazar payına sahip, hem de Asya ülkelerinin yanı sıra Avrupa pazarında da önemli bir konumu var. En önemli LNG aktörü olarak Katar’dan bahsediyoruz. Hatta bu piyasaya girecek olan ABD’nin de en büyük rakibi.

Katar’ın LNG alanında en önemli aktör olduğuna yer verdiğimiz, SETA Vakfı tarafından yayınlanan “LNG’nin Dünya Enerji Ticaretindeki Yeri” adlı raporu Salihe Kaya ile birlikte hazırladık. Raporu hazırlarken öne çıkan konulardan birisi, LNG’nin tıpkı petrol ve doğalgaz gibi kriz oluşturma potansiyeline sahip olmasıydı.

Dünya enerji piyasalarında gittikçe daha da önemli bir yer edinen LNG, dünyada enerji denklemini, yani enerji aktörlerini ve enerji politikalarını değiştirebileceği gibi Katar krizinde olduğu gibi birçok bölgesel krize de neden olabilecek konumda. Son yaşanan Katar krizine baktığımızda, gerçekten de bu şekilde olduğunu görüyoruz.

Katar’ın LNG ihracatı, kaynak çeşitliliğini artırması ve bir veya birkaç ülkeye olan bağımlılığı azaltılması yönünden ithalatçı ülkelere önemli fırsatlar sunuyor. Bu durumun, enerji alanında güç sahibi olarak görülen birçok ülkenin kendini yeniden tanımlamasına ve durumunu gözden geçirmesine neden olduğu da ortada.

Diğer yandan, doğalgaz ihtiyacını karşılayan birçok ithalatçı ülke, enerji arz güvenliği için Katar’ı alternatif ve en önemli kaynak sahibi ülke olarak görmeye başladı. Türkiye de kurduğu LNG terminalleri ile enerji arz güvenliği için alternatifler geliştirirken Katar ile LNG ticareti gerçekleştirmekte.

Yalnızca Türkiye değil Katar’ın pazar payının yükseldiği ülke. Katar hem bölge ülkelerinde, hem de Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere son yıllarda Çin ve Hindistan’a da yönelmesiyle Asya ve Pasifik pazarında da güçlü bir konum elde etti.

Dolayısıyla, hem Asya ülkeleri başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde ekonomik büyümenin gerçekleşmesi hem de LNG’ye olan talebin artışı, Katar’ın enerji piyasasında önemli bir güç elde etmesini ve ekonomik güç olmasını sağladı. Bu da daha bağımsız bir Katar demek.

Körfez ülkelerinin Katar’a karşı tek yumruk olmasının asıl gerekçesi de Körfez bölgesinde ekonomik gücün el değiştirme ihtimali. Bu hem körfez ülkelerini, hem de bu ülkelerin kontrolünü elinde tutan ülkeleri derinden etkiliyor.

2017 YILI İLK ÇEYREKTE EKONOMİK BÜYÜME

Türkiye ekonomisinin 2017 yılı ilk çeyrek rakamı bugün açıklanıyor. İlk çeyrek rakamları her ne kadar referandum sürecine denk gelmiş olsa da, hem ihracatta meydana gelen artış, hem de sanayi üretim endeksinin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2’nin üzerinde artış göstermesi, ilk çeyrekte ekonominin yüzde 3’ün üzerinde bir büyüme gerçekleştireceğini gösteriyor.

Bu artış trendinde sağlanan teşvikler, KOSGEB tarafından verilen destekler ve dünya ekonomisinde pozitif ivme dolayısıyla ihracatta sağlanacak artışın etkisi olacaktır. Ancak bu faktörlerin olumlu etkisi, asıl ikinci çeyrekte görülecektir. Dolayısıyla, ikinci çeyrekte ekonomik büyümedeki bu pozitif sürecin daha da hızlanacağını öngörebiliriz.

Ayrıca, Hükümet tarafından 2017 yılı için ortaya konulacak yeni yol haritasıyla belirsizliklerin azalacak olması da bu pozitif sürece katkı sağlayacaktır.

Yeni Şafak – Erdal Tanas Karagöl

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın