Doğu Akdeniz Havzası, son yıllarda doğalgaz keşifleriyle kaynak potansiyelini ortaya koydu ve dünyanın önde gelen enerji şirketlerinin ve enerji talebi yüksek ülkelerin dikkatini çekmeye başladı. Bu yüzden, Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynaklarının yeni dönemde bölgede sıcak günlerin habercisi olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak Doğu Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerde zaman zaman iç çatışmalar, siyasi anlaşmazlıklar ve politik sorunlar yaşanıyor. Hatta bu sorunlardan birkaçı bölgesel olmaktan çıkarak uluslararası problemler haline geldi. Bunlar arasında en göze çarpanları Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi ve Mısır’ın bölgedeki istikrarsızlığı.Günümüzde bölgedeki bu sorunlar çözüme kavuşmamışken, keşfedilen enerji kaynakları ile mevcut tartışmalar artarak devam etmektedir.

Çünkü enerji konusunun ülkelerin diplomatik ilişkilerine yön verdiği bir gerçek. Dolayısıyla başta Kıbrıs meselesi olmak üzere, güvenlik sorunu ve İsrail’in bölgedeki yanlış ve sorunlu politikaları nedeniyle bölge daha da karmaşık hale geliyor.

Bu açıdan, bölgede rezerv sahibi ülkeler için enerji, gerçekleştirilecek işbirliği ve ticari faaliyetler ile sorunları çözebilecek potansiyele sahip.

DOĞU AKDENİZ DOĞALGAZI İÇİN ALTERNATİF SEÇENEKLER

Bölgede devam eden sorunlara çözüm getirmesi için enerjinin transfer yolunun nasıl olacağı ise en önemli gündem maddesi. Bölgede öne çıkan projelere bakıldığında ilk olarak İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) önderliğinde ve Türkiye’yi by pass eden, yani devre dışı bırakan East Med (Doğu Akdeniz Doğalgaz Botu Hattı ) Projesi ön plana çıkıyor.

Ancak, projenin güzergâhı göz önüne alındığında bu projenin rasyonel olmadığı ortada. Üstelik proje, AB yardımıyla gündemde tutuluyor. Ancak, finansman sorunu ve bölgedeki sınırlı rezerv miktarı bu güzergâhın gerçekleşmesindeki en önemli engel.

Çünkü, planlanan proje için gerekli yatırım miktarı ve maliyet, Doğu Akdeniz gazının fiyatını yükseltiyor. Dolayısıyla, hem rekabetin oluşmasını hem de daha ucuz gaz alma seçeneğine sahip olmak isteyen AB ülkeleri, bölgede alternatif güzergâhlara yöneliyor.

East Med dışında Doğu Akdeniz gazını dış pazarlara transfer edecek üç güzergâh daha bulunmaktadır. Bunlardan ilki İsrail-Türkiye arasına inşa edilmesi planlanan boru hattıyla oluşacak İsrail-Türkiye güzergâhı; ikincisi İsrail’den Mısır’a gaz transferini öngören İsrail-Mısır güzergâhı ve üçüncüsü ise iki ülke arasında varılan mutabakat sonucu ortaya çıkacak olan GKRY- Mısır güzergâhı.

Alternatif olarak ortaya çıkan dört rotaya bakıldığında kuşkusuz coğrafi konum da göz önüne alındığında İsrail-Türkiye güzergâhının daha avantajlı ve gerçekleşebilir olduğu açıkça görülmektedir.

TÜRKİYE EN ÖNEMLİ AKTÖR

Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynaklarının Avrupa ve diğer ülkelere ihracının sağlanmasında en uygun güzergâhın Türkiye olduğu gerçeği artık bölgedeki tüm aktörler tarafından kabul ediliyor. Ayrıca, bölgede başlatmış olduğu petrol ve doğalgaz aramalarında hem kaynak yerliliştirme hem de arz güvenliğini sağlamak isteyen Türkiye bölge denkleminde en önemli aktörler arasında.

TANAP, Türk Akım ve diğer planlanan büyük enerji projeleriyle Türkiye Hazar Bölgesi doğalgazını transfer ederek kendi enerji arz güvenliğini sağlarken diğer taraftan bu gazın Avrupa’ya ulaştırılmasında da güvenilir bir güzergâh oluşturmuş durumda.

Mevcut boru hatlarına Doğu Akdeniz gazının eklenmesi ise, Türkiye’nin koridor imajının doğal gaz ticaret merkezine dönüşebileceği anlamına geliyor. Bu hatla birlikte Türkiye’nin doğu ve kuzeyden gelen doğalgaz akışına bir de güney gazı eklenecek ve Türkiye doğalgaz ticaretinde merkez ülke haline gelecektir.

Dolayısıyla Türkiye, Doğu Akdeniz gazı ile hem alternatif oluşturma bağlamında hem de bu gazın Avrupa’ya iletilmesinde etkin rol oynayarak enerjide bölgesel merkez üssü olma profilini giderek güçlendirecek.

Erdal Tanas Karagöl / Yeni Şafak

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER