Türkiye’nin jeostratejik önemi yalnızca; Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in zengin petrol ve gaz kaynağını Avrupa pazarlarına aktaran boru hatları ve Boğaz geçişlerinden mi geliyor? Aynı hammadde ile petrokimya endüstrisini geliştirme potansiyeli de yok mu?

Bölgenin endüstri deneyimi en güçlü ülkesi şüphesiz Türkiye. Petrokimya sanayiinin “üretim ve ihracat merkezi” olabilir. Ama nasıl?

Türkiye; temizlik malzemesinden kozmetiğe, camdan plastiğe kadar birçok sanayi ürünü üretiminde girdi olarak kullanılan petrokimya ürünlerinin yüzde 70’ini ithal ediyor.

Petrokimya ürünleri pazarı, ülkenin yıllık ekonomik büyümesinin 2 katına ulaşıyor. Türkiye’de kişi başına 45 kilogram olan tüketim, Avrupa ve ABD gibi gelişmiş pazarlarda 70-90 kilograma çıkıyor. Buna karşın planlanan yatırımların tamamlanması halinde bile iç talebin ancak yüzde 45’inin yerli üretimle karşılanabileceği öngörülüyor. Ekonomisi Türkiye ile karşılaştırılan Güney Kore’nin dünya petrokimya ürünleri ticaretinden yüzde 5.5 oranında pay alması; bu endüstriyi kavrayışını gösteriyor.

Socar’ın Nisan 2017’de Aliağa Petkim tesislerinde; 3 milyar dolarlık petrokimya yatırımı yapacağını açıklaması bu nedenle çok önemli.

Bu köşede Diyarbakır ve Van’da kurulması önerilen Petrokimya Endüstri Parkı yatırımı projesine yer vermiştim. Türkiye Varlık Fonu ve Singapur ortaklı yatırımcı bir grupla yürütülen proje henüz kâğıt üzerinde.

Türkiye, en yeni petrokimya ve enerji teknolojilerini devreye alarak, bu alanda “hub” olabilir. Yabancı sermaye ve teknoloji işbirliği geliştirerek.

ÇÖPTEN ÜRETİLEN YAKITLA UÇUYORUZ!

Küresel enerji devi BP’nin iki ana işkolundan birisi olan Küresel Rafinaj ve Pazarlama Grubu’nun CEO’su Tufan Erginbilgiç; yılda 200 milyar dolar cirosu olan bölümün; rafineri, akaryakıt, madeni yağlar, petrokimya ve havacılık faaliyetlerini yürütüyor.

Kongre nedeniyle İstanbul’a gelen Erginbilgiç’le sohbetimizde yenilenebilir enerji ve çevre dostu petrokimya ürünleri yatırımlarını konuştuk. Dünyada saniyede 4.2 araca, her 15 saniyede bir uçuşa yakıt sağlıyor ve günde 1.7 milyon varil hampetrol rafinajı gerçekleştiriyor.

Erginbilgiç, yenilenebilir enerjiye dünyada en çok yatırım yapan şirket olduklarını belirtiyor. Güneş enerji santralları yatırımından çıkıp, Amerika’da rüzgâr (RES) Brezilya’da biyoyakıtta büyüyorlar.

Öngörüleri şöyle: Dünyada toplam enerji üretiminin yalnızca yüzde 4’ü yenilenebilirden geliyor. 2035 yılında bu oran yüzde 9 olabilecek. Nükleer enerji teknolojisi ise son 5-10 yılda fazla gelişmedi. Yüzde 5’lik payını koruyacak. Nükleer teknolojide duraksama, Çin’deki yatırımlarla yeniden canlanabilir.

30 ŞİRKETE YATIRIM YAPTI

Küresel enerji talebi 2035 yılına kadar yüzde 30 artarken, aynı zamanda sera gazı emisyonunun düşmesi lazım. BP gibi küresel enerji şirketleri bu gelişmeye kayıtsız kalamıyor. Temel enerji kaynakları petrol, gaz ve kömür tüketiminin artacağı öngörülüyor.

Yeni kurdukları risk sermayesi şirketi (Venture Capital) 30 kadar girişime yatırım yapmış. California’da yenilenebilir enerj şirketi Fulcrume Energy bunların başında geliyor. Evsel günlük atıklardan, jet yakıtı üreten Fulcrume ile dünyada ilk kez biyojet yakıtını ticarileştirdiklerini söylüyor. Norveç’in Oslo Havalimanı’nda 2016 yılının başında biyojet yakıtı satışına başlamışlar. Dünyada tüketilen petrolün yüzde 70’i ulaşım sektöründe kullanılıyor. O nedenle bu alanda atılan her adım, çevre ve maliyet rasyolarını etkiliyor.

ÇİN’DE PET ŞİŞE DEVRİMİ

BP’nin, petrokimya ürününde yaptığı iyileştirme ile pet şişe üretiminde sera gazı etkisi yüzde 65 azalmış. Katı atığı da yüzde 5 kadar düşürmüşler.

Almanya’da yeni piyasaya çıkardıkları madeni yağ, aynı yakıt miktarıyla, aracın 55 kilometre fazla yol almasını sağlıyormuş.

Küresel otomotiv pazarından binde 2 pay alan elekrikli araba sayısının 2 milyondan, 100 milyona çıkması durumunda alacağı pay yüzde 5’i geçmeyecek. Şarj süresini 10 dakikaya düşürecek teknoloji gelişmeden, bu pazarda güçlü bir oyuncu olması beklemeseler de, üzerinde çalışıyorlar.

Amerika’nın ürettiği kaya gazının ihracatının pahalı olduğunu belirten Erginbilgiç, “Kaya gazını petrokimya ürününe dönüştürüp, Çin’e ihraç edebilirler” yorumunu yapıyor.

Petrokimya ve yenilebilir enerji alanlarında sağlanan teknolojik gelişme ile dünya daha yaşanabilir bir yer olabilecek.

Haberturk – Serpil Yılmaz

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER