akis

Türkiye son yıllarda artan nüfusu ve büyüyen ekonomisi karşısında artan enerji talebini karşılamak adına büyük atılımlar gerçekleştiriyor. Başta doğalgazda olmak üzere, enerji alanında hayata geçirdiği projeler ve tasarladığı büyük yatırımlarla enerji merkezi olma konusunda ciddi adımlar atıyor.

Türkiye, coğrafi konumu ile enerji kaynaklarına sahip olan ve bu kaynakları tüketen ülkeler arasında oluşturduğu koridor ve sahip olduğu güneş ve rüzgâr sayesinde enerjide potansiyeli olan önemli ve stratejik bir ülke konumunda.

Bu potansiyeli sayesinde Türkiye neden yenilenebilir enerjiyi üreten ve üretim için gerekli teknolojiyi geliştiren bir ülke olmasın?

TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİ POTANSİYELİNİ KULLANMALI

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda epeyce yol aldık açıkçası. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikasında da yer alan yerlileştirme stratejisi aslında bunu önceliyor. Bu strateji doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı artırılarak hem enerjide dışa bağımlılık azaltılacak hem de bu alanda yeni teknolojilerin geliştirilmesi sağlanacak.

Diğer yandan, yerlileşme stratejisinin beraberinde getirdiği Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı  (YEKA) süreci ile de yerlileştirme, yerli üretim ve Ar- Ge konuları tek bir çatı altında toplanıyor.

En önemlisi de YEKA süreci hem Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu güç kapasitesini büyütmeyi hedefliyor hem de yenilenebilir enerji teknolojilerinde yerli ekipman üretiminihayata geçiriyor. Bu kapsamda ilk adım ise güneş enerjisinde atıldı.

Yenilenebilir enerji kaynakları açısından verimli bir ülke olan Türkiye’de en fazla potansiyel güneş enerjisinde bulunmakta.Türkiye’nin sahip olduğu yıllık 2600 saatlik güneşlenme süresinin, küresel güneş enerjisi kurulu güç kapasitesi bakımından birinci sırada yer alan Almanya’nın yıllık 1600 saatlik güneşlenme süresine göre oldukça fazla olduğu ortada.

Almanya sahip olduğu bu güneşlenme süresi ile bugün ürettiği elektriğin yüzde 7,5’ini güneş enerjisinden elde ederken Türkiye ürettiği elektriğin yalnızca yüzde 1’ini güneş enerjisi sistemlerinden karşılıyor.

GÜNEŞ VE RÜZGAR’DA ADIMLAR HIZLANIYOR

Bu yıl Konya- Karapınar’da Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santrali kurulması için gerçekleştirilen YEKA – GES ihalesiyle 1,3 milyar dolarlık yatırıma imza atıldı. 1000 MW’lık projenin tamamlanmasıyla yaklaşık 600 bin konutun elektrik enerjisinin karşılanması hedefleniyor.

Proje gereğince ihaleyi kazanan firmanın güneş paneli fabrikası kurması ve yüzde 80 yerli mühendis çalıştırmasının da istihdamı artırıcı etki yaratması bekleniyor. Bu şekilde enerjinin yerlileştirilmesi ile ithalatın azaltılması ve artan istihdam ile birlikte ekonomiye olumlu yönde katkı sunulması kaçınılmaz.

Güneş enerjisinden sonra rüzgâr enerjisi için de benzeri bir proje hayata geçirilmek üzere. Rüzgâr enerjisi Türkiye için oldukça büyük öneme sahip. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre geçtiğimiz yıl rüzgâr enerjisi alanında gerçekleştirdiği kapasite artışı ile Türkiye, küresel rüzgâr enerjisi üretiminde ABD’den sonra en fazla artış sağlayan ikinci ülke oldu.

Yenilenebilir Enerji Destek Mekanizması (YEKDEM) kapsamında 2017 yılının ilk 6 ayında en çok elektrik enerjisi üretilen modern yenilenebilir enerji kaynağının rüzgâr enerjisi olması, rüzgâra verilen önemi açıkça gösteriyor.

Şimdi ise YEKA – RES kapsamında rüzgâr enerjisi kapasitesinin daha da artırılması hedefleniyor. Dünyanın en büyük rüzgâr türbini üreticileri, bugün düzenlenecek 1000 MW’lık rüzgâr enerjisi santrali yarışmasında rekabet edecek.

GES projesinde olduğu gibi RES projesinde de yerli ekipman üretimi şartı bulunması Türkiye gibi rüzgâr enerjisi potansiyeli yüksek olan bir ülke için oldukça önemli.  Bu Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında daha sürdürülebilir adımlar atmasına da yardımcı olacak.

ENERJİDE KIRILMA NOKTASI

Özellikle yenilenebilir enerjinin kullanımın arttığı ve artmaya devam etmesinin beklendiği bir dönemde Türkiye oldukça önemli adımlar atıyor. Enerji sektöründe kırılma noktası diyebileceğimiz bir dönemden geçiyoruz. Türkiye yerli teknoloji çalışmalarına ağırlık vermesi ile yenilenebilir enerjinin üretiminde kararlı olduğunu gösteriyor.

Türkiye, doğalgaz alanında gerçekleştirdiği projelerin yanında yenilenebilir enerji alanında yaptığı atılımlarla da doğalgaz ticaretinde olduğu gibi yenilenebilir enerji konusunda da merkez üssü olmayı hedefliyor.

Nasıl otomobil üreticileri fosil yakıtlı arabaların popülaritesini hızla yitirdiği ve elektrikli arabaların üretiminin hız kazandığı bir süreçte elektrikli araba üretimine geçerek bu alanda yeni dönemi kaçırmak istemiyorlarsa, Türkiye de hem elektrikli araba üretimi hem de yenilenebilir enerji alanında attığı adımlarla enerjide dışa bağımlılığını azaltmalı ve yenilenebilir enerjide fırsatı kaçırmadan bu alanda öncü ülkelerden biri olmalıdır.

Neden olmasın?

Erdal Tanas Karagöl / Yenişafak

1 Yorum

  1. Sn.Hocam, bu treni çoktan kaçırdık. Dünyadaki eski teknolojili paneli üretmek için fabrika kurmaya çalışıyoruz. Panel verimliliğinde çok daha ileri teknolojiye sahip yatırımcıyı kaçırdık maalesef. Türkiye bu know-how’ı kullanarak Afrika’nın bile enerji alt yapısını kurabilirdi. Şahsım adına, kaleme aldığınız yazı için teşekkür ederim. Saygılarımla.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın