akis

Dünya’da enerji savaşları kızışırken, bu savaşta taraf olan ülkelerde de pazar payı kapma mücadelesi şiddetini arttıracak. Bu ülkelerden birisi de, yıllarca enerji ithalatı yapan ABD. Son yıllarda kaya gazı üretiminde dünya doğalgaz piyasasında ciddi bir hamle gerçekleştiren ABD, artık enerjide ihracatçı ülke konumunda. Dolayısıyla ABD, enerji alanındaki güç mücadelesinde “ben de varım” diyecek.

ABD’nin enerjide üretici ülke olmasında bazı dezavantajları var. Bunların başında coğrafi olarak uzak olması geliyor. Yeni keşfettiği doğalgazı ihraç etmek için boru hattı inşa etmesi mümkün olmayan ABD, doğalgazı sıvılaştırarak (LNG) ihraç etmek zorunda. LNG ihracatındaki hedef pazar olarak ise AB ülkeleri var.

Avrupa ülkelerinin doğalgazda Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak için alternatif kaynak ve yeni pazarlar için ülke arayışlarına girmesi ise ABD adına önemli bir fırsat teşkil ediyor. Diğer taraftan ihracatçı konumuna yükselen ABD’nin potansiyeli yüksek olan AB pazarına yönelmesi kaçınılmaz bir durum aslında.

Ama, ihraç etmek istediği ülkelerin alternatifleri arasında bir taraftan  dünyanın en büyük LNG ihracatçısı Katar var diğer tarafta da boru hatlarıyla doğalgaz taşıyan Rusya. ABD’nin Katar krizindeki tavrının da ve Rusya’nın etkisini azaltmak için aldığı yaptırım kararlarının da asıl gerekçesi, bu piyasalarda olma hatta çoğunu ele geçirme isteği.

ABD, YAPTIRIMLARI İLE DOĞALGAZDA PAY ALMAK İSTİYOR

ABD, bu yaptırımlarla enerjide ihracatçı ülke konumunu pekiştirecek manevra alanını genişletme fırsatı bulacak. LNG ihracatıyla AB pazarında önemli bir aktör olacak. Tabii bu yalnızca bir enerji savaşı değil.

AB pazarında enerjide güç elde etmek isteyen ABD, bu şekilde hem AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını düşürerek Rusya’nın elinden enerji kartını alacak hem de AB ülkelerinin enerji bağımlılığını kendi lehine kullanacak.

Bunu İzmir’de bir toplantıya katılan Rusya Federasyonu Enerji Bakanı Novak’ın “ABD’nin, Avrupa doğalgaz piyasasında avantaj yakalamak için Rusya’ya karşı yeni yaptırımları yürürlüğe koyduğunu düşünüyorum” ifadesi de teyit ediyor.

Üstelik yaptırımlar birçok koldan yürütülüyor. Almanya’nın anahtar ülke olacağı ve Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz ihracatını arttıracak Kuzey Akım 2 boru hattında finansör olan Avrupa menşeli  firmalar da, yaptırım kararından nasibini aldı.

TürkAkım projesine dair tartışmalar da başladığına göre, yaptırımların etki alanını genişletmesi hedefleniyor ABD tarafından.

PEKİ TÜRKAKIM PROJESİ ETKİLENİR Mİ?

Bizim açımızdan TürkAkım doğalgaz boru hattı projesi, önemli bir proje. TürkAkım ile Rusya, iki hat üzerinden Türkiye üzerinden doğalgazı AB ülkelerine taşıyacak. Bir taraftan Rusya kendi doğalgazını ihraç edecek, diğer taraftan Türkiye hem enerji arz güvenliğini sağlayacak hem de sahip olduğu konum ile başta AB ülkeleri olmak üzere enerji arz eden ve talep eden ülkeler arasında stratejik konumunu güçlendirecek.

Bu durumun anlamı açık: Enerjide Türkiye, enerji arz ve talep eden ülkeler arasında vazgeçilmez ülke haline gelecek. AB ülkelerinin son dönemde Türkiye karşıtlığının sebeplerinden birisi de bu olsa gerek. Yıllarca kendilerine ihtiyaç duyan bir ülke olarak gördükleri Türkiye’ye enerjide muhtaç olma gerçeğini kolay kabullenemeyecekler.

ABD’nin yaptırımları, hem Kuzey Akım 2 hem de TürkAkım projelerinin finansman maliyetlerini arttırabilir. Ancak projenin maliyeti artsa bile Rusya’nın ekonomisinin bel kemiği olan doğalgaz ihracatı için bu maliyete katlanacaktır. Çünkü ancak bu şekilde, enerjide özellikle ABD’den gelen meydan okumalara karşı koyabilir.

Novak, “TürkAkım Projesi’nin geleceğinde de herhangi bir risk öngörmüyoruz. TürkAkım Projesi, tarafların ilgisi olduğu sürece belirlenen takvim doğrultusunda inşa edilecek.”açıklaması ise Rusya’nın enerjide geri adım atmayacağını gösteriyor.

Rusya’nın ekonomisi için hayati derecede önemli gördüğü iki projenin inşasının hızlanması kararının sebebi de bu meydan okumaya karşılık vermesi. Bu şekilde, TürkAkım projesini üstlenen şirketlerin riskleri artmadan proje tamamlanacak.  Enerji piyasasına oldukça agresif olarak giren ve gözünü AB pazarına diken ABD’nin hamleleri ise devam edecektir.

Tüm bunlar, ABD, AB ülkeleri ve Rusya arasındaki enerji hamleleri aslında bir güç savaşının resmini veriyor.

Hem coğrafi konumu hem de siyasi ve ekonomik yapısıyla stratejik önemi olan Türkiye’nin enerji sahasından çekilmesini isteyenlerin amacı ise çok açık: Enerjiyle elde edilecek gücün Türkiye’de olmasını engellemek.

Erdal Tanas Karagöl / Yeni Şafak

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın