akis

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), Türkiye’de jeotermal enerji ile üretilen elektriğin ülke ekonomisine olan katkısını, sektördeki gelişmeleri ve ihtiyaçları açıklamak adına Ekonomi Gazetecileri Derneği üyeleri ve ekonomi basını ile bir araya geldi.

08 Eylül 2017, İstanbul – 2014 yılından bu yana jeotermal sektörünün gelişimi için enerji ile ilgili kurumlar ile görüş ve önerilerini paylaşan JESDER, elektrik üretimine uygun sahaların korunması-geliştirilmesi için bu alanda faaliyet gösteren şirketler ile kamu kurum ve kuruluşları arasında koordinasyonun sağlanmasında önemli adımlar attı. Eş zamanlı olarak kamunun bilinçlenmesi konusunda da çalışmalar gerçekleştirmekte olan dernek, bilimsel veriler ışığında halkı ve basını bilgilendirme toplantılarına devam ederek faaliyetlerini sürdürüyor.

Sektörün Tamamı Yerli Üretici
Toplantıda gazetecilere sunumu yapan JESDER Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ufuk Şentürk; jeotermalin sadece elektrik üretiminde değil; konut ısıtması, kimyasal madde üretimi, endüstriyel kullanım, termal turizm, maden suyu gibi birçok alanda kullanıldığını ancak 130 derecenin üzerinde çıkan kaynakların elektrik üretimine uygun olduğunu söyledi.
Sektörü ileriye taşımak adına 3 yıl önce derneği kurduklarını, bugün gelinen noktada 30 Elektrik Üretim lisansı sahibi şirketin JESDER üyesi olduğunun altını çizen Şentürk; “JESDER üye şirketleri şu anda aktif 38 adet jeotermal enerji santrali ile ülke ekonomisine büyük kazanç sağlıyor. Yatırımcılarımızın tamamının yerli yatırımcı olması nedeni ile yurt dışına hiç bir kar transferi olmuyor ve Yatırımcılar kazançları ile yeni Jeotermal Santral Yatırımları yapıyorlar” dedi.

Jeotermalden Ekonomiye Yılda 500 Milyon Dolar
Çevre dostu, temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan Jeotermalin Türkiye ekonomisine olan katkılarının rakamsal boyutuna da değinen JESDER Başkanı, sözlerine şu bilgilerle devam etti: “JES’lerden üretilen elektrik ile dışa bağımlı Doğalgaz-İthal Kömür-Akaryakıt gibi kaynaklardan tasarruf edilmekte, yaklaşık 380 bin ton akaryakıtın ve 1,2 milyar m3 doğalgazın ithalatı azaltılmaktadır. Bu da ülke ekonomisine 300 milyon dolarlık bir katkı sağlamaktadır. Mevcut kurulu güç üzerinden ödenen vergi ve yasal yükümlülükler ile JES’ler ülke ekonomisine yıllık 510 Milyon dolar katkı sağlamaktadır. Bunlara SGK ve gelir stopaj vergisi gibi kaynaktan kesilen vergi maliyetlerini de ekleyecek olursak bu tutar 600 milyon dolar mertebesine ulaşmaktadır. Üstelik Jeotermal Santral Yatırımlarının % 70 i Yerli Üreticilerimiz tarafından Türkiye’de üretilmekte ve kaynaklarımız vatanımızda kalmaktadır” şeklinde konuştu.

Yüksek Büyüme Hızı İle Gelen Dünya 4’üncülüğü
Jeotermalin, rüzgar, hidroelektrik, güneş ve biyokütleye oranla en hızlı büyüyen enerji sektörü olduğunu kaydeden Sn. Ufuk Şentürk konuşmasında; “Jeotermal elektrik santraller hidrolik ve rüzgar enerjisi santrallerinden 3 kat, güneş enerji santrallerinden ise 5 kat daha verimli çalışmaktadır. 4,2 Milyon USD megavat maliyetine ve tüm arama risklerine rağmen Jeotermal Santral Yatırımcısı şirketlerimiz Geçtiğimiz 8 ayda, %70’lik büyüme oranı ile jeotermal enerjiden elektrik üretimi 690 MWe’den 1007.8 MWe’ye yükselerek, Türkiye jeotermal elektrik sektöründe en hızlı büyüyen ülke olarak tarihe geçti. İçinde bulunduğumuz yılın ilk yarısı itibariyle Jeotermal enerji üretiminde dünya’da 7’nci sırada bulunan Türkiye, 4.2 milyar dolarlık yatırımlar ile 1.007,8 Mega Watt’a ulaşarak, uluslararası bir başarı gösterip dünya 4’üncülüğüne yerleşti. Dünyada 1000 MW’ın üzerinde Jeotermal Kaynaklardan elektrik üreten 4 ülke mevcuttur ve Türkiye de 1000’ler kulübünün artık üyesidir.” dedi.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın