akis

2030 Yılında kadar sera gazı emisyon değerini yüzde 21 oranında azaltmayı hedefleyen Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı azaltma politikalarına ağırlık verdi.

Tarımsal ve hayvansal kökenli artıklar ve atıklar ile insan faaliyetleri sonucu oluşan katı atık ve arıtma çamurları başta olmak üzere değişik formları bulunan biyokütle kaynaklarının, alternatif, temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Günnur Koçar, biyokütle enerjisinin sadece belli bölgelere özgü olmama, daha küçük ölçekte ve ekonomik şekilde enerji üretebilme gibi önemli avantajlara da sahip olduğunu hatırlattı.

Koçar, nüfusunun yüzde 35’inin tarımsal faaliyetler içinde yer alması, topraklarının yüzde 55,6’sının ekilebilir alanlardan oluşması ve yüzde 15’inin de ormanlarla kaplı olması sayesinde Türkiye’nin 77 milyon tonluk tarımsal biyokütle potansiyeli bulunduğunu söyledi.

Prof. Dr. Koçar, Türkiye için biyokütle enerjisi kullanımının sadece enerji bağımlılığının azaltılması değil, aynı zamanda tarımsal ve endüstriyel atıklardan kaynaklanan kirliliğin önlenmesi anlamına da geldiğini söyledi. Biyokütle enerjisi çevrim teknolojileri sonucunda elde edilebilecek katı, sıvı ve gaz biyoyakıtların, fosil yakıt kullanan mevcut enerji sistemlerinde, olduğu gibi ya da küçük modifikasyonlarla kullanılabildiği bilgisini de aktaran Koçar, “Bu da sıvı/gaz yakıtlı araçlar, termik santraller gibi mevcut alt yapının tamamen tasfiye edilmesini gerektiren teknolojilere göre, biyokütle enerjisinin ekonomik yönden daha cazip ve kısa vadeli çözüm olduğu anlamına gelmektedir” dedi. Biyokütle enerjisinin diğer bir avantajının da Türkiye’nin sanayi alt yapısının mevcut haline uygun prosesler içermesi olduğunu belirten Günnur Koçar,“Biyogaz, biyodizel, biyoetanol üretimiyle ilgili sistem bileşenlerinin, makina ve kimya endüstrisinin var olan alt yapısıyla üretimi söz konusudur. Bu da yerel üretime yeni bir pazar olanağı sunmakta, istihdam kapasitesinin artırılabilmesine olanak sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.

Kaynak çeşitliliğinin ve potansiyelin fazla olmasına rağmen, Türkiye’de şu an biyokütle enerjisi konusunda faaliyet gösteren 56 adedi biyogaz üretimine yönelik olmak üzere toplam 69 adet biyokütle gazlaştırma, atık ısı ve pirolitik yağ enerji santrali bulunuyor. Ayrıca 1 adedi biyodizel ve 3 adedi biyoetanol olmak üzere sıvı biyoyakıt üretimi gerçekleştiren toplam 4 adet firma mevcut. Biyokütle enerji sistemlerinde MW başına kurulumda ortalama 2 kişinin, işletiminde ise ortalama 4 kişinin istihdamının gerektiğini belirten Prof. Dr. Koçar, “Ülkemizin biyokütle potansiyeli göz önüne alındığında, potansiyel kurulu güç kapasitesi 20600 MW olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da sistemlerin işletilmesinde 47 bin 400, kurulması aşamasında ise 82 bin 400 kişinin istihdam edilebileceği anlamına gelmektedir” dedi.

Prof. Dr. Günnur Koçar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Proje kapsamında Biyokütle enerjisi ile ilgili 335 adet test-analiz, 16 adet fizibilite çalışması ve farklı illerde 6 adet biyogaz sistemi kurulumu da gerçekleştirilmiştir.

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın