Türkiye enerji üretiminde her geçen gün büyüyen bir ivme kazanıyor. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarındaki artış, sürdürülebilir ve büyüyen enerji yatırımları, yenilenebilir kaynakların doğru kullanılması gibi çalışmalarda önemli bir yol kat ediyoruz.
Yeterli gibi gelmese de bu süreçte çok daha önemli başarılar elde edeceğimize inancım tam. Enerji, yalnızca ülkemizin değil bütün dünyanın üretim kaynaklarının ilk sıralarında olmak zorunda.
Enerji üretimi yaparken dikkatimizden kaçan ve belki en çok hassas olmamız gereken bir konu üzerinde durmak istiyorum.

“SANTRAL İŞLETMECİLİĞİ”
Herkesin çok yoğun bir halde enerji pazarından pay kapma gayretinde çoğalan santraller, işletmecilik konusundaki hassasiyetimizi unutturdu. Ortalama 300.000 kişinin çalıştığı, yıllık ortalama % 5 büyümenin gerçekleştiği enerji sektöründe santral işletmeciliğine çok sıradan bakar olduk. Enerji üretim merkezleri olan santrallerde profesyonelce bakım ve işletme işinin, ülkemizdeki durumunu eleştirel bir bakışla değerlendirmek istiyorum.

SANTRAL İŞLETMECİLİĞİNDEKİ YANLIŞLAR
Enerjiye çok büyük yatırımlar yapılıyor ve milyon dolarların havada uçuştuğu sektörde, büyük yatırımcılar büyük risk alarak adım atıyorlar. Bazen çok büyük krediler çekilip, kaldırılmayacak riskler alınabiliyor. Bu da enerjiye sadece paragözüyle bakılmasını sağlıyor. İşten anlamayan herkes enerji işine giriyor. Zarar eden veya istediği karı elde edemeyen kişiler oldukça fazla. Kar edilmediği ve işi çok iyi bilmediklerinde işletme külfet olarak görülüyor, enerjiye sıradan bir işmiş gibi bakılıyor.
İşten iyi anlamayanlar sektörü doldurunca kar gelsin diye işten çok iyi anlamayan, tecrübesi olmayan ve belgesiz personeller santrali işletmeye başlıyorlar. Santralden kar elde etmek isteyen patron, daha da çıkmaza giriyor. Bu çıkmaza giriş, varsa diğer uğraştığı alanlara da yansıyor. İşe gireyim de ne olursa olsun mantığı yatırıcıya büyük zararlar veriyor. Sektörde öncü olmak gibi bir hedef çoğunlukla olmuyor.
Personel yönetimi ve malzeme yönetiminin karıştırılması. Daha açık bir ifadeyle personele malzeme gözüyle bakılması. İşletmeciliği yapan kişinin insan olduğu, o olmadan santralin sağlıklı işlemeyeceği gerçeğinin göz ardı edilmesi. Santrallerde personele düşük ücretlerin ödenmesi, ekatsız (veya belgesiz) personelin fazlaca çalıştırılması, hakların ödenmemesi gibi sebepler karşımıza çıkan en önemli sorunların başında geliyor.
Maaşlar düşük olunca ve haklar verilmediği zaman kalifiye eleman sıkıntısı baş gösterir. Asgari ücretle eleman çalıştırmak isteyen işveren, kalifiye eleman bulmakta tabi ki zorlanır. Eleman bulunmadığında ise işletme de otomatik olarak kalifiye işletme olmaktan çıkar. Bazı santrallerde iyi maaşlar, bazılarında ise ölü ücretler verilmesi ve bir standardın olmaması personel gelir dengesi açısından da adaletsizliği ortaya çıkarır.
EKAT, yüksekte çalışma, vinç ve kaynak vb. gibi zorunlu eğitimler verilmediğinden çalışanların iş güvenliği tehlikeye girmektedir. Bazı eğitimlerin ücretlerinin yüksek olması, bazen personelin umursamazlığı gibi sebepler belgesiz çalışılmasına imkân veriyor. Elektrik üretimi gibi bir alanda çalışacak personelin ve işverenin, elektrik üretim alanındaki tehlikeyi göz ardı etmesi ölümcül riskleri de beraberinde getirir.
Enerji santral ekipmanlarının tedariğinde ucuza kaçılması da ayrı bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Kaliteli türbin tedariği yapılmadığında sürekli arızaların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Sürekli arıza ve bakımlarla uğraşan bir işveren, yeni projelere yatırım yapmakta geri de kalmayı tercih eder. İşin ilginç tarafı da işe başlarken büyük yatırımlar yapılırken, işin sağlıklı yürümesini sağlayan ekipmanlarda ucuza kaçmanın bedeli ağır olabiliyor. Kısa ömürlü malzemelerle uzun ömürlü yatırımlar yapılamıyor.
Türkiye’de özellikle Hes bakım fiyatlarında çok büyük dengesizlikler söz konusu. Aynı problemi A firması 10 liraya yaparken, B firması 50 liraya yapabiliyor. Uçuk rakamların olmasının en büyük sebebi de işverenlerin çoğunu enerjiyi yan iş olarak yapması söylenebilir.
Bir santralin emre amadeliği konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmemesi de problemlerin başında gelir. Bazen basit bir problem diye geçiştirilen arızalar, umursanmadığı için zamanla büyür ve santrale zarar verecek duruma gelir. Santrale gelen zarar santral firmasına da para zararı olarak yansır. Bununla birlikte periyodik bakımlarda ihmal ediliyor. Bakımların düzenli ve sürekli yapılması esastır.
Online çalışma sistemi olmayan birçok enerji firmasında bilgi ve belge yönetiminde önemli aksaklıklarda ortaya çıkıyor. Herhangi bir denetleme veya problem olduğunda, iş takibi açısından evrak ve verilerin düzenli tutulması gereklidir. Sadece üretilen enerji ve elde edilen kar gözüyle bakmak, enerji üretiminde kalitesiz bir yaklaşımı doğurur.

Yukarıda yazdıklarım dışında da elbette problemler mevcut. Öncelik olarak bu konularda hassasiyet göstermek gerekli diye düşünüyorum. Belki de enerji işine girmek isteyen kurumların veya yatırımcıların aşağıdaki analiz sorularına cevaplar vermesi işe daha sağlıklı başlamalarına ve ilerlemelerine imkân sağlayacaktır.

Enerji sektöründe neden varım?

10 yıl sonra Enerji sektörünün neresinde olacağım, neresinde olmak istiyorum?

Enerji sektöründe güçlü yanlarınız nelerdir?
Enerji sektöründe güçlü yanlarınız nelerdir?
Enerji sektöründe başarılı olabilmek için neye ihtiyacınız var?

Aydın Belet – SY GRUP-Pazarlama Müdürü/CMO

1 Yorum

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın