“Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir”

(Henry Ford’un kredi talebi üzerine otomotiv sektörü konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü, 1903)

Ünlü gaflardan biriyle yazıya başlamak istedim. Günümüzde hala Henry Ford’a kredi vermeyen bankacı gibi düşünenler var mıdır? Sizce fosil yakıtlı araçlar da o dönemki atlar gibi her zaman kullanılacak mı?

Sadece otomotivde değil, tüm mühendislik alanlarında inanılmaz bir gelişime tanık oluyoruz. Elektrikli araçlar günümüzde ve yakın gelecekte sadece bir ulaşım aracı değil, yenilenebilir enerji’nin daha yaygın kullanımında önemli bir rol alacaktır. Bu yazıda, elektrikli araçların global durumundan ve yenilenebilir enerji ile nasıl bir bağı olduğundan bahsedeceğim.

Elektrikli araç şarj istasyonlarında geçtiğimiz iki yıldır yenilenebilir enerjiden daha fazla faydalanmak için düzenlemeler yapılmaktadır. Ülkemizde henüz olmayan çift yönlü şebekeler ( hem bireysel alıcı hem bireysel üretici olabileceğiniz altyapı )  ile, elektrikli aracınıza dengeleme fiyatının düşük olduğu saatlerde depolama yapıp, ihtiyaç dahilinde, yüksek dengeleme fiyatı olan saatlerde aracınızdaki elektriği şebekeye geri satabileceksiniz.

Ayrıca her bir şarj istasyonu ve elektrikli taşıt, yenilenebilir enerji şebeke dengesizliğini giderecek bir pil gibi çalışacaktır. Şebeke dengesizliklerinin ve piyasa fiyatındaki dalgalanmaların önüne geçmek için ayrı bir fırsattır. Ülkemizde her geçen gün artan yenilenebilir enerji kurulu gücü, ve Nükleer santrallerin de devreye önümüzdeki yıllarda devreye girmesi, elektrikli araç altyapısına şimdiden ciddi olarak eğilmemiz gerekliliğini ortaya koyuyor.

Her bir araç sahibi elektrik piyasasının büyük yatırımcıları gibi takas borsasına girip elektrik alıp satabilecek, hem şebeke dengesine, hem kendi cebine fayda sağlayabilecek. Her otomobil sahibi, saygın bir enerji üreticisi olabilir!

Elektrikli araçlarda başdöndüren büyüme

2013 yılından beri elektrikli araç sayısı günümüzde üç katına çıktı. Geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen %42 ‘lik büyüme sabit bile kalsa, ki  2030 yılında satılan her 10 araçtan 8’i elektrikli olacak. Kaldı ki büyüme oranı büyük bir ivme ile artıyor.

Bugün için inanılması zor ancak imkânsız değil, hem de hiç.

Elektrikli araçları ciddiye almamız, ülke olarak bu trendin neresinde olmamız gerektiğine bir an önce karar vermemiz, gerekli teşvik ve altyapıları, hatta üretim tesislerini hemen, bugünden planlamamız gerekiyor.

Geçtiğimiz yıl dünya elektrikli otomobillerin toplam araç sayısına oranı %1’i geçti.

Bu oran bazı ülkelerde çok daha ileri seviyelerde, Norveç’te % 35 ; İzlanda’da % 9 ve İsveç’te % 4,5 seviyesinde.

Şarj istasyonları sayısı geçtiğimiz 2 yılda iki katına çıktı. Pil maliyetleri son 3 yılda % 50 oranında azaldı. Dünyanın en büyük iki otomotiv üreticisi elektrikli araç üretim hedeflerini önümüzdeki 10 yıl için en az % 25 olarak yeniledi.

Elektrikli araç uygulamaları

Elektrikli araç tanımını sadece kara taşımacılığı olarak değil, tüm kara hava deniz ulaşımı, bireysel ve ticari kullanım olarak geniş tutmakta fayda vardır.

Günümüzde elektrik + fosil yakıt teknolojisi ( Hibrid ) ; sadece elektrik ile çalışan ; ve yakıt hücreleri ile Hidrojen’i elektriğe çeviren 3 temel teknolojiden bahsedebiliriz.

Bu üç teknolojiden en yaygın olacak tür sadece elektrikle çalışan araçlar olacaktır. Yenilenebilir enerji’deki değişken üretimin ve dalgalanmanın akıllı şarj istasyonları ile minimize edilmesi geleceğin fırsatlarından biridir. Sistem üretiminin yüksek ve elektrik fiyatlarının düşük olduğu saatlerde şarj istasyonları depolama olarak kullanılır. Enerji fiyatlarının yüksek olduğu zamanlarda ise elektrikli araçlar şarj istasyonlarına geri satış yapabilecektir. Bu sayede hem bireysel, hem ticari kullanıcılar ilave kazanç elde edebileceklerdir. Trafik yoğunlukları dengelenebilecek, nakliye maliyetleri optimize edilebilecektir.

En önemlisi, değişken bir kaynak olan yenilenebilir enerji üretiminin şebekede yarattığı dengesizlik önemli ölçüde bertaraf edilecektir.

Elektrikli araç piyasası

Nakliye sektörünün elektriğe geçişi 2016 yıllarında ciddi anlamda artmıştır. Demir yolu taşımacılığı bu konuda en büyük paya sahiptir.

2015 yılı Paris anlaşması da mobil elektrikli taşıtlara ilgiyi artırmıştır. 2016 yılında toplam global elektrikli araç satışı 775 bin iken, 2017 yılında 1,2 milyon yeni elektrikli araç trafiğe çıkmıştır.

2018 yılında ise toplam satış rakamı 2 milyon olarak beklenmektedir.

Çin, 2020 de 2 milyon elektrikli araç satışı hedefliyor. 2022 de ise bu sayı 7 milyon adede çıkacak, toplam taşıt piyasasının % 25 ‘ini oluşturacak. Bakın bundan sonrası çok ilginç ;Çin’de  sadece 2026 yılında elektrikli araç oranı % 50 ; 2030 yılında ise %  100 olacak

En fazla satışlar Çin, ABD, Japonya, Norveç ve Hollanda’da olmuştur. Oransal olarak ise Norveç % 30’luk pay ile en öndedir. Nedeni, vergi muafiyetleri ve çok iyi bir şarj istasyonu şebekesidir.

Sadece binek araçlar değil, demir yolu ve deniz yolu ulaşımında da gittikçe yaygınlaşmaktadır.

Birçok ülke, belediye, elektrikli otomobil üreticisi ve elektrik şebeke yöneticisi akıllı şarj istasyonlarına geçişi planlamakta ve yenilenebilir enerji ile uyumlu depolama görevi de gören şarj istasyonlarının sayısı hızla artmaktadır.

Burada en iyi örneklerden biri Hollanda’dır. 2016 yılında Hollanda’da belediyeler, özel sektör, üniversiteler bir araya gelerek ülkedeki tüm şarj istasyonlarının sadece yenilenebilir enerji ile desteklenmesi konusunda gerekli tüm adımları atmışlardır.

Şarj istasyonlarında halen üç farklı aternatif kullanılmaktadır;

CHAdeMO sadece Uzakdoğu menşei araçlarda;

SAE sadece Alman ve bazı ABd menşei araçlarda,

Tesla Supercharger ise sadece Tesla araçlarda kullanılabilmektedir. Burada bir standardizasyon henüz oturmamıştır

Altyapı ve mevzuat kısmında ise gene bazı engeller mevcuttur. Avrupa birliği ülkelerindeki Tüm taşıtlar bugün elektrikli olsaydı, toplam elektrik tüketimi % 25 mertebesinde artacaktı. Bu denli büyük bir filoda kontrolsüz şarj şebekede büyük dalgalanmalara neden olacaktı. Ancak araç şarj dönemleri talebin düşük olduğu saatlere göre ayarlanır ve tamamen yenilenebilir enerji ile karşılanır ise, bu artış dengeli bir şekilde kompanse edilebilir.

ELEKTRİKLİ ARAÇ ENDÜSTRİSİ

Birçok dev üretici 2025 üretim programlarının % 25’ini elektrikli araçla olarak revize etmiş, aynı zamanda batarya imalatına çok ciddi yatırımlar yapılmıştır.

Çin’li BYD firması, 1995 yılında küçük bir pil üreticisi olarak sektöre girmiş ve bugün senelik 100 bin adet elektrikli araç satışı ile Dünya’da % 13 lük bir Pazar payı elde etmiştir.

Otomotiv dünyasının yeni oyuncuları Tesla, BYD gibi üreticiler 2003 yılında pazara girmişlerdir. Apple firmasının elektrikli araçlar için yaptığı araştırma geliştirme yatırımı diğer tüm ürünlerin yaptığı arge yatırımı toplamından fazladır.

Sadece Çin’de bugün 200 ün üzerinde elektrikli araç markası mevcuttur.

Araç menzili, en önemli sorunlardan biri gibi görünebilir. Ancak sürekli gelişen pil teknolojisi ile menziller artmaktadır. Renault, Nissan ve GM pazara 300 km üzerinde menzili olan araçlarla girmişlerdir. Önümüzdeki dönemde daha uzun menzilli araçlar plandadır. Tesla 3 için henüz prototip aşamada 500 bin adedin üzerinde rezervasyon alınmıştır. Daimler 500 km , VW ise 600 km menzili olan araçları 2020 gibi yakın bir zamanda satışa sunacaklar, maliyetleri ise dizel araçlar ile aynı olacak.

Araç şarj istasyonları ise aynı paralelde büyümektedir, 2014 yılında 30 bin olan istasyon sayısı, 2016 da 100 bin adede çıkmıştır. 10 bin adedi hızlı şarj istasyonudur.

Gene BMW, Daimler, Ford ve Volkswagen Avrupa’da 350 kW gücünde yeni şarj istasyonları planlıyor.  12 dakikalık bir şarj süresinde 400 km menzillik enerji depolanabiliyor.

Genel trend, pil maliyetlerinin düşürülmesi ve daha yüksek enerji yoğunluklu depolama kapasiteleri yönündedir. 2016 yılında GM pil maliyetini 145 USD / kWh mertebelerine indirebilmiştir.

Yenilenebilir enerjinin şarj istasyonlarına entegrasyon süreci ise 2016 yılında başlamıştır. Aynı sene, Hollanda’da güneş enerjisi beslemeli, çift yönlü ilk şarj istasyonu pilot olarak devreye alınmıştır.

Gene İngiltere ve Hollanda’da bulunan birçok araç kiralama şirketi elektrikli araçlarda yenilenebilir enerji kullanımı destekleme amaçlı paket anlaşmalar ile kullanıcılarına bazı ek indirimler sağlamaktadır. Yenilenebilir enerji toplu taşımada da kullanılmaya başlamıştır. 2016 yılında, Latin Amerika’nın en büyük ikinci metro ağı olan Şili Santiago metro şebekesinin % 42 güneş ( PV ) ; % 18 rüzgar enerjisi ile beslenneceği açıklanmıştır.

Birçok araç üreticisi, yenilenebilri enerjiyi direkt araçlara entegre etmeye başlamışlardır. Çin’li bir üretici, 2 yıl içinde entegre güneç paneli olan elektrikli binek araçları ticari olarak piyasaya sürecektir.

Uganda, Afrika’nın ilk güneş enerjisi destekli elektrikli otobüsünü yollara çıkarmıştır. 2016 yılında sadece güneş enerjisi ile çalışan Solar Impulse 2 uçağı 16 aylık bir uçuş sonrası dünya turunu tamamlamıştır.

Elektrikli Araç mevzuatları

Günümüzde çok değişken teşvik ve mevzuatlar görmekteyiz. Mevzuatlar temelde Enerji güvenliği, hava kirliliğinin önlenmesi, karbon emisyon azaltımı, ve sürdürülebilir ekonomik büyüme motivasyonlarına dayalıdır.

Birçok ülke ve mega şehir, sıfır emisyonlu araçlar, zero emission vehicle ( ZEV ) için hedefler oluşturmaya başlamıştır. Birçok Kuzey Amerikan Eyaletinin ve bazı Avrupa Ülkelerinin üye olduğu Uluslararası ZEV birliği, 2050 yılında tamamen ZEV araçlara geçişi hedeflemektedir.

Biraz rakam bolluğu olacak ancak örnekler vermek istiyorum. Her örnekte ilgili ülkenin yerine “Türkiye” koyup baştan tekrar okuyalım, heyecan verici değil mi?

Hollanda’nın 2020 hedefi elektrikli araçların oranı % 10, 2025 te %50 ve 2035’te % 100 dür. İngiltere’de bu hedef 2040 yılıdır.

Norveç 2025 yılında tüm toplu taşıma araçlarının ZEV olması hedefi vardır.

Hindistan’ın 2020 hedefi yollarda 6 milyon elektrikli araçtır.

Çin’de 2020 hedefi %7 elektrikli araç, 2030 da ise % 30’dur.  2020 de Çin’de 12 bin adet şarj istasyonu ile 5 milyon araca depolama yapılabilecektir.

Kaliforniya eyaletinin 2025 hedefi % 15 ; 2022 de ise şarj istasyonlarında yenilenebilir enerji kullanılması hedefi % 33 ‘tür.

Avusturya tamamen yenilenebilir enerji ile depolanacak araçlar için özel indirim ve teşvikler uygulamaktadır.

Amsterdam, 2025 yılında sıfır emisyonlu şehir olma hedefindedir. Bu sene 200 toplu taşıma otobüsünü elektrikli olarak değiştirecek, 4000 adet taksiyi gene elektrikli araçlara çevirecektir. Nakliye firmaları için de benzer tedbirler alınmıştır.

Sıfır emisyonlu araçlar, anlam olarak sadece yenilenebilri enerji ile depolandığındagerçekten sıfır emisyonlu araçlar olacaktır.

Tüm Dünya’da bu gelişmeler olurken, ülke olarak yenilenebilir enerji kullanım teşvikli, elektrikli araç destek mekanizmaları ve mevzuatları ile derhal gerekli düzenlemeler alınmalı, sadece kullanım değil aynı zamada otomotive yönelik pil üretimi, şarj istasyonları üretimleri hatta elektrikli araç üretimine veya yan sanayi imalatlara acilen başlanmalı ve desteklenmelidir. Aynı zamanda öncelikle havası en kirli şehirlerimizde acilen sıfır emisyon hedefleri oluşturulmalıdır.

Ülke olarak acilen karar vermeliyiz.

Arda Günler / GE Hydro Türkiye Satış Lideri

Yorum yaz

Yorum yazın!
İsminizi buraya yazın