Petrol Efsaneleri – Türkiye’de Petrol Neden Yok?

Soru : Türkiye’nin bütün komşularında petrol çıkıyor da bizde neden çıkmıyor?  Türkiye petrol denizi üzerinde mi yüzüyor?

Cevap : Ülkemiz, Alp Himalaya Dağ Kuşağı adı verilen bir kuşak üzerinde yer almaktadır. Bu kuşak, jeolojinin aşırı deformasyon, aşırı kırılma, parçalanma ve yükselme gibi unsurları bünyesinde taşımaktadır. Bu unsurlar ise petrol potansiyeli açısından oldukça olumsuz görülen faktörlerdir. Dünyada bilinen büyük petrol sahaları (Hazar, Ortadoğu, Kuzey Afrika ülkeleri) bu kuşağın güney kısımlarında yer almaktadır.  Ülkemizde ise petrol üretimi yapılan Güney Doğu Anadolu Bölgesi, bu petrol bölgesine komşu bulunmaktadır. Zengin petrol yataklarına sahip Ortadoğu ülkelerine komşu olmak, ilk bakışta, ülkemizde de benzer petrol yataklarının olabileceğine çağrıştırsa da, ülkemiz bölgesindeki petrol zengini bir ülke konumunda değildir. Bu konu ile ilgili olarak, ülkemizin jeolojik yapısının önemli bir ilişkisi bulunmaktadır.

Ülkemizdeki petrol üretiminin tamamı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden sağlanmaktadır. Bu bölgemiz Alp Kuşağı’nın hemen güneyinde bulunmakla birlikte onun dışında kalmakta ve jeolojik olarak Arap Levhası’na dahil olmaktadır. Ancak, bu bölgemiz dahi, jeolojik olarak, Arap yarımadası ile birebir benzememekte ve o yüzden bizdeki petrol sahaları çok daha küçük boyutta kalmaktadır. Bu küçük yapılar, aramacılığı daha riskli hale getirmektedir.

Ülkemizin gelişmesi, refahın paylaşılmasında enerji kaynaklarına olan ihtiyacın önemi bilinmektedir. TPAO, nerede olursa olsun, ekonomik olan bir damla petrolün kara ve deniz alanlarında aranıp, bulunup çıkarılması, hizmete sunulması ve ülke ekonomisine kazandırılması yönünde gerekli olan her türlü duyarlılığı göstermektedir.

Bu kapsamda, denizlerimizde ve başta Karadeniz olmak üzere hidrokarbon potansiyelinin tespiti için son yıllarda yapılan sismik çalışmalarının değerlendirilmesi neticesinde, belirlenen noktalardaki sondaj faaliyetlerimiz yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Ancak unutulmaması gereken şey“Petrolcülükte zafer matkabın ucundadır” sözüdür. Sondajla ispatlanıncaya kadar dünyada hiç bir şirket ve hiç bir metod burada yüzde yüz petrol vardır diyememektedir.

Açılan her kuyudan petrol çıkar mı?

Açılan her kuyuda petrol çıkar diye bir şey söz konusu değildir. Kuyular çok değişik amaçlar için açılabilir.Bazen sadece çalışan bölgeyi jeolojik olarak daha iyi anlayabilmek için kuyu kazılır. Bu tip kuyular parametre kuyusu olarak isimlendirilir.Bir kuyuda petrol keşfi yapıldıktan sonra, petrolün yayılımını görmek için tespit kuyuları açılabilir. Bu kuyular muhtemel üretim sahasının kenarına yakın yerlerde açıldığı için, petrol yerine su alma ihtimalide oldukça yüksek olur.Hatta üretim sahasının içinde bile normal şartlarda görünmeyen küçük bir fay veya içinde petrol barındıran jeolojik birimin ani son bulmaları petrol yerine su alınmasıla sebep olabilir. Petrol sisteminin bulunduğu (kaynak kaya, rezervuar(hazne) kaya ve örtü kaya) havzalarda bir yapı tarifi yapılırsa, o yapıyı tespit etmek için kuyu açılabilirki bu tip kuyular arama kuyusu olarak isimlendirilir. Ancak burada göç-yapı iyi kurulamadığı takdirde, boş kuyu açma olasılığı ortaya çıkar. Birçok bilinmeyeni olan bir ortamda boş kuyu açmak şaşılacak bir durum değildir.Günümüzde arama,sondaj ve bilişim teknolojileri ile artan görüntüleme olanakları, açılan boş kuyu oranlarında dramatik bir düşüşe sebep olmuştur.

Bir kuyu neden açılır ?

Bir yerde kuyu:

a) Bilgi eksikliğini gidermek için ( parametre kuyusu )

b) Yeni saha bulmak için ( arama kuyusu)

c) Bulunan sahanın sınırlarını görmek için ( tespit kuyusu)

d) Üretim yapmak ve yapılan ğretimi arttırmak için ( geliştirme ve üretim kuyuları)
Arama kuyuları, petrol sisteminin bulunduğu (kaynak kaya, rezervuar kaya ve örtü kaya) havzalarda petrolü içinde barındırabilecek bir yapı tarifi yapılırsa o yapıyı test etmek için açılır.

Türkiye’nin bütün komşularında petrol çıkıyor da bizde neden çıkmıyor?

Türkiye’nin özellikle Güneydoğu komşuları (İran, Irak ve Suriye) petrol zengini iken, Türkiyenin petrol fakiri olması tesadüf değildir. Bunun altında 1. Dünya savaşının asıl çıkış sebebi olan petrol ve petrol üreten ülkelerinin kontrolü yatmaktadır. Türkiyenin ‘nin Güneydoğu sınırının çizilmesine İngiliz jeologların etksi yadsınamaz. Petrolün kontrolü için kurulacak olan İngiliz güdümlü Irak Devleti’nin bayrağı, o günlerde Irak’ta İngiltere adına çalışan ingiliz bayan jeoloğun babasına yazdığı mektupta çizilerek gösterilmiştir.

Gelelim işin jeoloji kısmına:

İTÜ’de Türkiye Jeolojisi dersini alırken , Hocamın Prof. Dr. Yücel Yılmaz  u soruya şöyle bir cevap vermişti: “Aslında Türkiye’nin Güneydoğusu ile IRak ve Arabistan yarımadası aynı kıta. Bunu şöyle örnekleyebiliriz: Boydan bota halı kaplanmış bir oda düşünelim. Odanın kapısını açtığımızda ne olur? Halının kapıya yakın olan kısmı kapının açılması ile büzülür ve kıvrılır. İşte halının bu kıvrılmış kısmı Türkiyenin güneydoğusunu oluştururken, kapıdan uzak kısım ise kıvrılmamı olarak duran Arap yarımadasını oluşturur. Dolayısı ile halının düz kısmında petrol aramak ve üretmek, kıvrılmışkısma göre çok daha kolay olacaktır.”

Gerçekten de tektonik (yer hareketleri) olarak kıvrılmış ve kırılmış olan Güneydoğu Anadolu’da rezervuarlar parçalanmış; zamanında petrol içeren yapıların daha genç yer hareketleri ile parçalanarak, korunaksız hale gelen yapı odaları içerisindeki petrol kaçmıştır.Sonuç olarak petrol içeren yapılar parçalanarak hacimsel olarak daha küçük hale gelmiştir. Bu küçük yapılar aramacılığı daha riskli hale getirmektedir.

Irakta 1500-2000m derinlikteki Miyosen yaşlı karbonat kayalarından petrol ve gaz üretimi yapılmaktadır. Türkiye’de ise Miyosen yaşlı kayalar yüzeydedir. Irak ve Arap yarımadasında daha az deforme olmuş Kretase ve Palezoik yaşlı rezervuarlarından ciddi üretim yapılırken, Türkiye’de ise bu rezervuarlar hem çok deforme olmuş hemde çok derine gitmiştir. Bu durum aramacılığı daha riskli hale getirmiştir. Dolayısı ile bu rezervuarlar Türkiye’de hem hacim olarak küçük miktarda petrol içermekte, hem de üretim maliyeti yüksek olmaktadır.

Güneydoğu fokur fokur petrol kaynıyor mu ?

Güneydoğu Anadolu Türkiye’nin petrol bölgesi olmakla beraber, altı fokur fokur petrol kaynamıyor ne yazık ki.

Yabancı petrol şirketleri, aradıkları her yerde petrolü rahatlıkla bulabiliyor mu?

Petrol aramacılığının gizlisi saklısı kalmadı. Tüm şirketler aynı yöntemleri kullanarak petrol arıyorlar. Dolayısı ile yabancı petrol şirketlerinin aramacılıkta daha başarılı olduğu çok da doğru bir ifade değil.

Sismik cihazlar petrolün tam olarak nerede olduğunu gösterir mi ?

Sismik cihazlar aracılığı ile toplanan sismik veri uygun şekilde işlenirse, özellikle doğalfaz söz konusu olduğunda direk hidrokarbon göstergeleri ile aramacılara yardımcı olur. Petrol konusunda ise bölgede işleyen bir petrol sistemi varsa,sismik veri petrolü içinde barındırabilecek yapıları tariflemek için kullanılır.

Uydular ile uzaydan nerelerde petrol olduğu kesin olarak tespit edilebiliyor mu?

Sadece uygu görüntüsü ile “işte kuyuyu tam buraya açalım” denemez. Uzaktan algılama yöntemleri ile yüzeyde bir petrol sızıntısı veya hidrokarbon emareleri varsa onu görmek mümkün olabilir. Petrol sızıntısı, işleyen bir petrol sisteminin bir göstergesidir ve aramacılara söz konusu bölgeye daha dikkatli bakmalarını söyler.

Türkiye petrol denizi üzerinde mi?

Türkiye petrol denizi üzerinde değil. Ancak bu arama yapmayı bırakalım anlamına gelmez.Mevcut arama alanlarında aramacılığa devam ederken, Türkiye’nin aranmamış kısımlarına ve denizlere de ayrı bir önem vermek gerekir.

Türkiye’de petrol varmış ama yerin 6000-7000 metre altındaymış!

Şimdiye kadar arama yapılan kara alanlarında böyle bir durum ile karşılaşılmadı. Ancak bu uygun petrol sistemi varlığında bu derinlikte hidrokarbona rastlanmayacaktır anlamına gelmez Burada önemli olam 6-7 bin metreyi geçince her yerin petrol kaynadığı iddiasıdır ki hiçbir bilimsel temele dayanmamakta. İster 700 metre ister 7000 metre olsun, bir kuyunun açılması bilimsel verilere bağlıdır. Elinizdeki veriler sizi yerin altındaki hangi noktaya yönlendiriyorsa oraya ulaşmaya çalışırsınız. Üstelik TPAO 2009 Temmuzunda Yuvaköy-1 kuyusu ile 7.216 metreye ulaşan sondaj gerçekleştirmiş, bu kuyu dünyanın en derin 46. kuyusu olmuştur. Yani bizde derinlere inebilecek sondaj teknolojisi de mevcuttur.

Bir kuyu, petrole rastlansa dahi hangi gerçeklerle terk edilir?

Kuyuda petrole rastlansa bile, kuyuya yapılacak olan üretimin ekonomik olmamasından dolayı yada rezervuar kısıtlılığından dolayı kapatılabilir.

Kuyulara cıva döküp kapatıyor muyuz?

Kuyulara cıva döküp kapatmıyoruz. Ne cıva döküyoruz ne de güvenli ve ekonomik olduğu sürece kapatıyoruz. Üstelik cıva, kuyuya dökmek için çok pahalı bir malzeme. Bir sondaj kuyusuna, çeşitli kimyasallar katılabilir. Bunun amacı sondajın güvenle ilerleyebilmesi veya üretim fazında üretimin sağlıklı yapılabilmesi olabilir.

Sondaj sırasında kuyunun çökmemesi istenir. Bunun için de muhafaza borusu dediğimiz boru, çimento ile kuyu çeperine sabitlenerek yerleştirilir. Yani her kuyu çimentolanır, ama keşif yapılan petrolü gizlemek için değil!

Kuyudan basınçlı bir geliş ( petrol, yanıcı veya yanıcı olmayan gaz) varsa ve normal çamur ağırlığı ile bu geliş engellenemiyorsa, çamur kademeli olarak daha ağdalı hale getirilerek ağırlığı arttırılıp kuyudan geliş engellenir. Bu şekilde kuyu kontrol altına alınmış olur. Kontrol edilemeyen kuyu daha büyük felaketlere neden olabileceğinden amaç kuyudan gelişi durdurarak tehlikeyi savuşturmaktır. Eğer kuyudan ekonomik miktarda bir petrol veya gaz gelişi olduğu tespit edilirse kuyunun civarında arama faaliyetlerine devam edilir. Uygun sonaj yeri bulunduğunda yeraltındaki yüksek basınca uygun bir ondaj programı ile hedefe yeniden ulaşılır.

ABD’li şirketler Güneydoğu’da buldukları petrol kuyularını beton döküp kapattı mı ?

Hiç bir şirket ekonomik petrol keşfi yaptığı kuyuyu beton döküp kapatmaz. Kuyulara ya ekonomik sebeplerden ya da rezervuar kısıtlılığından dolayı kapatılmıştır.

Biz petrolü buluyoruz ancak başka ülkelerin baskısıyla kapatıyor muyuz?

Zaman zaman kuyuda petrol ve gaz testi yapıp kapattığımız kuyular olmuştur. Ancak bu ya ekonomik sebeplerden yada rezerbuar kısıtlılığından meydana gelmiş bir olaydır. Diyelim ki yeraltında 100TL’lik petrol var, ancak bunu çıkarmak için 500 TL’lik harcama yapmamız gerekiyor. Böyle bir durumda işin ekonomikliği ortadan kalktığı için bulunan 100 TL’lik petrolü yerinde bırakırsınız. Bu şartlarda yapılan keşif ekonomik bir keşif olmaz. Ya da petrolü keşfedersiniz ancak  rezervuar şartları o kadar kötüdür ki, petrolü içinde barındıran kaya içinde ki petrolü bırakmaz ve kuyudan  üretim yapılamaz. Sonuç olarak kuyu “petrol emareli” (ekonomik olmayan miktarda petrol içeren) olarak terk edilir.

Sultan II. Abdülhamid’in yaptırdığı petrol haritasındaki bilgiler doğru mudur?

Haritanın yaptırıldığı dönem göz önüne alındığında, sadece yüzey jeolojisinden bu günkü petrol trendine yaklaşık bir trend yakalanmış denebilir. Alman maden mühendisi Psul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibinin çalışmaları ile oluşturulduğu iddia edilen bu harita ve tespit edilen hedef noktalar, teknik yönden bugün için bir şey ifade etmese de dönemin idarecilerine ışık tutabilecek bir çalışma olduğu aşikar. Kaldı ki bu tür yüzey jeolojisi çalışmaları o dönemde pek çok batılı devlet tarafından zaten yapıldığı için, Sultan II.Abdülhamid’in de bu konuda bilgi sahibi olmak için çaba sarf etmesi takdir edilmesi gereken bir durum.

Teknik yönden günüzde bir şey ifade etmesinin sebebi ise; dünyanın en büyük petrol sahalarının olduğu bu coğrafyanın geçen zaman zarfında pek çok kez, daha çeşitli ve daha yüksek teknik imkanlarla derinlemesine araştırılmış olduğu ve araştırmaya da devam edildiği gerçeğidir. Bu noktada tarihi olarak büyük değer taşıyan bu haritanın, günümüz petrol şirketleri açısından profesyonel bir değerinin olmadığının altını çizmek lazım.

Petrolde kalite ne anlama geliyor? Bizde petroller yüksek kaliteli mi? (Kaliteli petrol keşfi!” haberleri zengin olduk anlamına mı gelir?)

Petrolün kalitesi petrolün akıcılığı ile ilgili bir olaydır ve birimi API dır. Kolay akan petrolün API değeri yüksektir. Ağdalı petrolün API değeri düşüktür. Rafineriler genelde düşük API’lı (düşük kaliteli) petrolü, maliyetleri arttırdığı için almak istemezler. Şirketler de bir sahada elde ettikleri düşük kaliteli petrolü başka bir sahadan ürettikleri yüksek kaliteli petrolle karıştırılarak (paçal yaparak) rafinerilerin kabul edebileceği bir petrol kalitesini tutturmaya çalışırlar. Kaliyesine göre ham petrolün satış fiyatı da değişir. Ancak bu çok da ciddiye alınacak bir fark değildir. Bizdeki petroller hem düşük kaliteli hem de orta kalitelidir.

Türkiye’de ki tüm petrolü bulup çıkardık mı ki yurt dışında petrol arıyoruz, paramızı harcıyoruz?

Bu soruya en güzel cevap petrol ülkesi olmayan Fransa’nin TOTAL, İtalya’nın ENI, İspanya’nın REPSOL ve Avusturya’nın OMV şirketleri ile verilebilir. Türkiye gibi petrol ülkesi olmayan bu ülkeler, büyük ölçekli petrol şirketlerine sahiptirler. Petrolün kolayca taşınabilir bir emtia olmasından dolayı yurtdışında ürettikleri petrolü ülkelerine getirerek petrol ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi getiremedikleri petrolü ürettikleri yerde satıp, aşağı yukarı aynı fiyattan kendilerine yakın bir petrol üreticisinden petrol satın alma yolu ile yurtdışında ürettikleri petrolü kendi ülkelerine getirmiş olur. Hatta, yukarıda ismi zikredilen TOTAL ve ENI gibi şirketler “ yurt dışında kendi ürettiklerinin petrol ihtiyacından daha fazla üretim yaparak” ülkelerini net petrol ihraç eden ülke konumuna getirmişlerdir.

Sürekli petrol keşifleri oluyor ama neden hala petrol ithalatımız yüksek?

Petrol keşifleri yapıyoruz. Bu TPAO gibi ana faaliyeti arama ve üretim olan şirketler için önemlidir. Bu tür şirketler varlıklarını sürdürebilmek için ürettikleri petrol kadar rezervi, yapılan keşifler ile yerine koymak zorundadır.Yeraltındaki petrol rezervi bu tür şirketlerin sermayesidir. Ürettiği petrol kadar rezervi yapılan keşifler ile yerine konamıyorsa şirket öz sermayesinden kayba uğramış olur. Sahalar da yapılan keşifler, üretimdeki düşme eğilimini durdurmuş ve bir miktar da artış sağlamıştır. Tüm bu olumlu gelişmeleri yanında, artan ülke nüfusu ile birlikte petrol talebi de artmaktadır ve yerli üretimin ihtiyacı karşılama oranı %9 civarında kalmaktadır.

Ne kadar petrol bulursak benzin fiyatı yarıya iner?

Benzin fiyatları bulunan petrol ile alakalı değildir.Petrolün uluslar arası pazarda satış fiyatı dünyadaki petrol borsalarında belirlenir. Bu baz  fiyatın üzerine her ülke kendi mali politikalarına uygun bir vergilendirme uygular. Türkiye’deki yüksek akaryakıt önemli bir bölümü akaryakıt üzerindeki vergilendirmedir. Akaryakıt temininde ağırlıklı olarak dışa bağımlı olduğumuzdan, yüksek miktarda petrol çıkarıp ihraç eden bazı ülkeler gibi, iç piyasada ucuz akaryakıt satışını tercih etmiyor olabiliriz. Çünkü petrol ihraç eden bir ülke ile petrol ithal eden bir ülkedeki akaryakıt ve maliyetlerinin ülke ekonomileri üzerindeki etkileri de farklı olacaktır.

Bir yerde petrol bulunursa oraya hemen rafineri kurulur mu?

Bir yerde petrol bulunursa orada hemen rafineri kurulmaz. Rafinerinin kurulması için rafinerinin işletme ömrünce işleyeceği petrolün kolayca temini gerekir. Bunun için rafineri ya uzun süreli olarak çok büyük bir petrol üretiminin gerçekleştiği yerde, ya da petrolün içerden ve/veya dışarıdan kolayca ve kesintisiz olarak getirebileceği yerlerde kurulur. Petrol en kolay şekilde yüzen tankerlerce taşındığı için, rafinerilerin çoğu deniz kenarında ya da petrol taşıyan boru hatlarının kesişme yerlerinde kurulur.

Arazimde petrol çıkarsa zengin olur muyum?

Arazinizde petrol çıkarsa zengin olamazsınız. Türkiye’de yeraltı zenginlikleri devlete aittir. Devlet de PİGM ( Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) aracılığı ile petrol ve doğalgaz arama ve üretimi ruhsatlarını belirli şartlarda başvurmuş firmalara verebilir. Bu durumda arazi sahibine, ancak kuyunun üzerinde oturduğu arazi parçasının kamulaştırma bedeli ödenir.

Bu bölüm TPAO dergisinde Tayland Efeoğlu (TPAO Yurt Dışı Projeler / Daire Başk. Yrd. ) tarafından hazırlanılan yazıdan derlenmiştir.